« Geri
ACİL SERVİSE BAŞVURAN RABDOMİYOLİZ OLGULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
SERDAR OZDEMİR, OKTAY OCAL, GOKHAN AKSEL
İstanbul Kuzey Klinikleri Dergisi - 2017;4(3):257-261
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi, Acil Tıp Kliniği, İstanbul

GİRİŞ ve AMAÇ: Rabdomiyoliz, iskelet kası harabiyetine bağlı klinik ve biyokimyasal bir sendromdur. Bu çalışmada amacımız üçüncü basamak bir hastanenin acil servisine başvuran rabdomiyoliz olgularının etiyolojik, demografik ve klinik özelliklerini inceleyerek ülkemiz rabdomiyoliz verilerine katkıda bulunmaktır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmamız Ocak 2015 ile Ocak 2016 tarihleri arasında üçüncü basamak bir hastanenin acil servisine başvuran hastaların verilerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi ile yapılmıştır. Çalışma evrenini hastanemiz acil servisine başvuran ve başvuru sırasında kreatin kinaz değerleri 5000 U/L üzerinde olan hastalar oluşturmuştur. Çalışmaya dâhil edilecek tüm olguların verileri araştırmacılar tarafından hastanenin bilgisayar tabanlı veri kayıt sistemi kullanılarak taranmıştır. Olguların yaş ve cinsiyetleri, kreatin kinaz değerleri, başvuru şikâyetleri, etyolojileri, akut böbrek yetmezliği gelişip gelişmediği, hastaların yatış ve taburculuk durumları, yatış yapılan hastaların yatış yapılan klinikler taranmıştır BULGULAR: Acil servisine başvuru sırasında kreatin kinaz değerleri 5000 U/L üzerinde olan 51 hasta çalışmamıza dâhil edilmiştir. Hastaların başvurudaki kreatin kinaz değerleri 5052 ile 59140 U/L arasında değişmekte olup ortanca 7882 U/L (İQR: 7840) olarak bulunmuştur. En sık (%23, 5) başvuru sebebi ekstremite ağrısı idi. Etyolojide en sık (%19, 6) yer alan sebep egzersiz idi. 21 hastanın (%41, 1) kliniklere yatışının yapıldığı, 1 hastanın (%1, 9) ise öldüğü tespit edilmiştir. Hastaların 4’ünde (%8, 8) akut böbrek yetmezliği geliştiği gözlenmiştir. TARTIŞMA ve SONUÇ: Rabdomiyoliz kas harabiyetine bağlı yaşamı tehdit edebilen klinik bir sendromdur. Her ne kadar travmatik yaralanma sonrası akla gelse de diğer potansiyel nedenler söz konusu olduğunda da akla getirilmelidir. Bütün klinisyenler ortak nedenlerin, tanı ve tedavi seçeneklerinin farkında olmalıdır.

Facebook'ta Paylaş