2012 VE 2013 YILLARINDA MEYDANA GELEN ÖLÜ DOĞUMLAR: DİYARBAKIR DOĞUMEVİ DENEYİMİ

SEDAT AKGÖL, MEHMET ŞÜKRÜ BUDAK, ŞAHİN ÖNEN, MEHMET EMİN AYAĞ, SERKAN KAHYAOĞLU, MİNE KANAT PEKTAŞ

Kocatepe Tıp Dergisi - 2015;16(1):31-36

Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Obstetri Bölümü, Diyarbakır

 

Amaç: Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük ilinde yer alan bir üçüncü sağlık merkezinde son 24 ayda meydana gelen ölü doğumların epidemiyolojik bakımdan değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, 1 Ocak 2012 ve 1 Ocak 2014 tarihleri arasında Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde meydana gelen 472 ölü doğum geriye dönük olarak incelenmiştir. Bulgular: Ölü doğum hızı 2012 ve 2013 yılları için sırasıyla %0.14 ve %0.11 olarak hesaplanmıştır. Ölü doğum olgularının %93’ünde annenin ev hanımı olduğu, %83’ünde akraba evliliği bulunduğu, %57’sinde gebelik takibinin aile sağlığı merkezinde gerçekleştirildiği, %17’sinde kronik bir hastalık bulunmadığı ve %17’sinin sosyal güvenceye sahip olmadığı belirlenmiştir. Yalnızca 41 ölü doğum (%8.7) gebeliğin son üç ayında meydana geldiği ve 15 ölü doğumun (%36.6) gebeliğin son üç ayında intrapartum nedenlere bağlı olduğu kaydedilmiştir. Preeklampsi (%41.9), ablasyo plasenta (%28.4) ve fetal anomali (%13.5), ölü doğumlarla ilişkili olan klinik durumların başında gelmektedir. Sonuç: Sosyoekonomik bakımdan gelişmemiş olan ve ölü doğum açısından yüksek risk taşıyan coğrafi bölgelerde; antenatal bakım hizmeti sunan merkezlerin güçlendirilmesi, ebeveynler ile işbirliği yapılarak gebelik bakımı ve izlemi hizmetlerinin evde de sürdürülmesi, perinatal enfeksiyonların önlenmesi ve tedavisi, gebeliğin 41. haftasından sonra doğum eyleminin etkin indüksiyonu, deneyimli ebelerin/hekimlerin hastane koşullarında doğum yaptırması ve kolaylıkla acil obstetrik bakıma ulaşılması ile belirgin bir iyileşme sağlanabilir.