İBRAHİM ÖMEROĞLU, DİDEM DERELİ AKDENİZ, HAKAN GÖLBAŞI, CEREN GÖLBAŞI, ATALAY EKİN
Perinatal Journal - 2021;29(3):255-265
Amaç: Çalışmamızda, proteinürisi olan veya olmayan hipertansif gebelerde perinatal ve neonatal sonuçları değerlendirmeyi amaçladık. Spot üriner protein ile kreatinin oranının (P/C) ve 24-saatlik protein atılımının sonuçlar üzerindeki prediktivitesini karşılaştırdık. Yöntem: Gebeliğin 20. ve 37. haftaları arasında yeni hipertansiyon tanısı almış 230 gebe retrospektif olarak çalışmaya dahil edildi. Alınan 24 saatlik idrar ve P/C ile belirlenen protein seviyesine göre hastalar iki gruba ayrıldı. Proteinüri varlığı ve seviyesi, P/C oranıyla olan ilişkisi ve bu bulgular ile perinatal sonuçlar arasındaki ilişki değerlendirildi. Bulgular: Doğum esnasındaki gestasyonel yaş ve gecikme dönemi (hipertansiyon tanısı ile doğum arasındaki süre), ≥300 mg/24 saat ve P/C≥0.3 değerlerine sahip gebelerde anlamlı şekilde daha erkendi. Advers neonatal sonuçlar, proteinürisi≥300 mg/24 saat ve P/C≥0.3 olan hastalarda anlamlıydı. 24 saatlik idrarda üriner protein seviyeleri, P/C≥0.3 değerine sahip gebelerde anlamlı şekilde daha yüksekti ve 24 saatlik proteinüri ile P/C arasında anlamlı şekilde pozitif bir korelasyon bulundu (r=0.382, p<0.001). Sonuç: Çalışmamız, hipertansif gebelerde 24 saatte ≥300 mg’lik bir protein kaybı ve spot idrarda ≥0.3’lük bir P/C oranının advers perinatal sonuçlarla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, hipertansif gebelerde ≥300 mg/gün seviyesinde proteinürinin ve ≥0.3’lük spot idrar P/C oranının bu gebeleri erken doğum riskine eğilimli kıldığını tespit ettik.