Nilgün OKŞAK, Ahmet KILIÇ
Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2025;22(3):594-600
Amaç: Sinsi şekilde ilerleyerek geç evrede teşhis edilen akciğer kanserinde hastalığın nüksetmesi, ilaç direncinin gelişmesi veya klasik tedavi etkinliğinin sınırlı olması hala bir sorun olmaya devam etmektedir. Tedaviyi zorlayan bu faktörler araştırmacıları yeni arayışlara yönlendirmektedir ki; son zamanlarda bor içeren bileşikler, kanser türlerinde sitotoksik veya genotoksik etkilerinden dolayı ilgi çekmektedir. Bu nedenle çalışmada ilk kez kiral grubu bor temelli bileşiklerin insan alveolar hücre adenokarsinomu olan A549 hücre hattında sitotoksik etkisinin incelenmesi amaçlandı. Materyal ve metod: T1B1 ve T1B2 bileşikleri daha önce açıklanan yöntemler üzerinde bazı stokiyometrik oranlarda değişiklikler yapılarak Dean-Stark sisteminde uygun reaksiyon koşullarda yeniden sentezlendi. Sentezlenen T1B1 ve T1B2 bileşikleri, 10-60 µg/ml konsantrasyonlarda 6 dozda A549 hücrelere 48 ve 72 saat ayrı ayrı uygulandı. A549 adenokarsinoma hücrelerinde kiral grup içeren üç koordineli bor bileşikleri olan T1B1 ve T1B2'nin sitotoksik etkileri kolorimetrik olarak MTT yöntemiyle belirlendi. Ardından elde edilen optik dansite (OD) verilerinden yararlanılarak her bileşiğe ait IC50 değeri hesaplandı. Bulgular: Elde edilen sonuçlara göre 10-60 µg/ml konsantrasyon aralığında çalışılan biyoaktif ajan olarak kiral grup içeren üç koordineli T1B1 ve T1B2 bor bileşikleri A549 hücre hattı üzerinde sitotoksik etkileri tespit edildi. Kontrol grubuna göre her iki bileşiğin tüm konsantrasyonlarında önemli düzeyde sitotoksik etki oluştuğu belirlendi (p<0.001). IC50 değerlerine baktığımızda, T1B1 bileşiği için 48 saatte 15.84 µg/ml ve 72 saatte 12.22 µg/ml olarak, T1B2 bileşiği için 48 saatte 19.62 µg/ml ve 72 saatte 13.59 µg/ml olarak hesaplandı. Bu bor bileşiklerden T1B1'in sitotoksik aktivitesinin daha güçlü olduğu belirlendi. Sonuç: A549 hücrelere uygulanan T1B1 ve T1B2 bor bileşiklerin artan zamana ve konsantrasyonlara bağlı olarak proliferasyonu azalttığı ve sitotoksik etki oluşturduğunu belirledik. Gelecekte yeni sentezlenecek bor bileşiklerin kanser hücrelerindeki biyokimyasal ve moleküler mekanizmalar üzerinde etki mekanizmalarının daha detaylı açıklanması kanserle mücadelede ve tedavisindeki rolünün belirlenmesi açısından önemli olacaktır.