ACİL PEPTİK ÜLSER CERRAHİSİNDE KIRILGANLIĞA KAPSAMLI BİR BAKIŞ

Muhammed Salih SÜER, Serkan DEMİR, Ender ERGÜDER, Kaan IŞIK, Şener BALAS

Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(9):1067-1075

Department of General Surgery, Etlik City Hospital, Ankara, Türkiye

 

AMAÇ: Perfore peptik ülser (PPÜ), acil cerrahinin en yüksek riskli tablolarından biri olmaya devam etmektedir. Sarkopeni, kırılganlığın objektif bir göstergesi olarak önerilmiş olsa da, acil cerrahi hastalarında mortalite üzerindeki bağımsız prognostik değeri net değildir. Bu çalışmada sarkopeni, nütrisyonel, inflamatuvar ve klinik bileşenleri birlikte ele alan bütüncül bir kırılganlık yaklaşımı içerisinde değerlendirilmiştir. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu retrospektif kohort çalışmaya, üçüncü basamak bir merkezde perfore peptik ülser nedeniyle acil cerrahi uygulanan erişkin hastalar dahil edildi. Sarkopeni, bilgisayarlı tomografi görüntülerinden elde edilen psoas kas alanı ve psoas kas indeksi (PMI) kullanılarak, popülasyona özgü eşik değerleri temel alınarak tanımlandı. İmmün-nütrisyonel ve inflamatuvar belirteçler (HALP, NLR, PLR, SII) başvuru anındaki laboratuvar verilerinden hesaplandı. Birincil sonlanım noktası hastane içi mortalite olarak belirlendi. Bağımsız prediktörleri ve ayırt edici gücü değerlendirmek amacıyla çok değişkenli lojistik regresyon ve ROC analizleri yapıldı. BULGULAR: Toplam 97 hasta çalışmaya dahil edildi ve hastaların %30.9'unda sarkopeni saptandı. Sarkopenik hastalarda serum albümin düzeyleri daha düşük, inflamatuvar belirteçler ve klinik şiddet skorları daha yüksek olup, yoğun bakım ve hastanede yatış süreleri anlamlı olarak daha uzundu (tüm karşılaştırmalar için p<0.05). Ancak sarkopeni, hastane içi mortalite ile bağımsız olarak ilişkili bulunmadı. Çok değişkenli analizde ileri yaş (OR 1.07; p=0.010) ve düşük serum albümin düzeyi (OR 0.75; p<0.001) mortalitenin en güçlü bağımsız belirleyicileri olarak saptandı. Düşük HALP skoru ile yüksek NLR ve PLR değerleri sarkopeni varlığı ile anlamlı şekilde ilişkiliydi. ROC analizinde yaş ve albüminin mortaliteyi öngörmedeki ayırt edici gücünün, kas morfometrik parametrelerinden daha üstün olduğu görüldü. SONUÇ: Perfore peptik ülser cerrahisinde kırılganlık, izole kas kaybından ziyade çok bileşenli bir biyolojik fenotip olarak ele alınmalıdır. Sarkopeni artmış hassasiyeti yansıtmakla birlikte, mortalite riskini esas olarak yaş ve nütrisyonel-inflamatuvar rezerv belirlemektedir. Entegre bir kırılganlık değerlendirmesi, acil cerrahi hastalarında risk sınıflamasını iyileştirebilir.