ACİL SERVİSTE ÇALIŞAN HEKİMLERİN ŞİDDETE İLİŞKİN DENEYİMLERİNİN FENOMENOLOJİK DESEN KULLANILARAK NİTELİKSEL OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

Esra GEMİCİ, Nimet Emel LÜLECİ, Seyhan HIDIROĞLU, Melda KARAVUŞ, Nurhan Bakır KESER, Beste TATLI, Damla TOPRAKÇI, Eda Deniz FALAY, Volkan KİPER

Türkiye Biyoetik Dergisi - 2026;13(2):100-115

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı, İstanbul

 

Giriş: Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkabilmektedir. Türkiye'de yasal düzenlemelere ve alınan güvenlik önlemlerine rağmen, özellikle acil servislerde çalışan sağlık çalışanları sıkça sözlü ve fiziksel şiddete maruz kalabildiği bildirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, İstanbul'daki bir devlet üniversite hastanesinin acil servisinde görev yapan hekimlerin şiddete ilişkin deneyimlerini, algılarını ve önerilerini fenomenolojik desen kullanarak nitel olarak incelemektir. Yöntem: Bu çalışma fenomenolojik desende yürütülen nitel bir araştırmadır. Pratisyen hekim, acil tıp asistanı, acil tıp uzmanı, kadın hastalıkları ve doğum asistanı, aile hekimliği asistanı, pediatri asistanı ve ortopedi asistanı gibi farklı alanlarından 14 hekim, derinlemesine görüşmelere katılmıştır. Görüşmeler yüz yüze veya çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir. Literatür taramasına dayalı olarak geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme rehberi, katılımcıların fikirlerini serbestçe ifade etmelerine olanak sağlamıştır. Veri doygunluğuna ulaşıldığında veri toplama süreci 14 katılımcı ile sonlandırılmıştır. Görüşmeler katılımcı onamı alınarak ses kaydına alınmış ve transkript hâline getirilerek tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Kodlama ve tema geliştirme süreçleri iki araştırmacı tarafından bağımsız olarak yürütülmüş, farklılıklarda konsensüs sağlanmıştır. Bulgular: Hekimlerin 13'ü (%92,9) sözlü şiddetin yaygın olduğunu ve günlük rutinlerinin bir parçası olarak görüldüğünü, 7'si (%50) ise öngörülebilir olduğunu ifade etmiştir. Katılımcılardan 11 kişi (%78,6), uzun bekleme süreleri, personel yetersizliği ve karşılanamayan hasta beklentileri gibi sistemik sorunlarla ilişkili olduğunu belirtmiştir. Duygusal sonuçlar arasında motivasyon düşüklüğü, mesleği bırakma hissi, hasta görmeyen alanlarda ya da özel sektörde mesleği sürdürme isteği dile getirilmiştir. Katılımcıların 4'ü (%28,6), hasta veya hasta yakınlarıyla tartışmayı büyütmemek için gereksiz tetkik veya ilaç yazmayı tercih ederek sorunları azaltırken, 2'si (%14,3) hastalara yetkilerinin sınırlı olduğunu belirterek tartışmadan kaçınma yöntemi geliştirmiştir. Katılımcılar, psikolojik etkilerle baş edebilmek için profesyonel destek alarak ve yaşadıklarını yakın çevreleriyle paylaşarak rahatlamayı tercih ederken spor, hobiler, müzik veya huzurlu ev ortamı gibi aktivitelerle streslerini azaltmayı ve olumsuz deneyimlerden uzaklaşmayı sağlamışlardır. Sonuç: Acil servis hekimleri, özellikle sözlü şiddet olmak üzere işyeri şiddeti açısından yüksek risk altındadır. Hekimlere yönelik şiddet, hekimlerin iyi oluş hâli ile motivasyonunu olumsuz etkilemektedir. Çalışmamızın sonucuna göre daha güvenli sağlık hizmeti ortamları oluşturmak için personel sayısının artırılması, altyapının iyileştirilmesi, toplumsal farkındalığın arttırılması ve iletişimin güçlendirilmesini içeren kapsamlı stratejilere ihtiyaç vardır. Ayrıca, acil servislerde şiddetin sistematik olarak izlenmesini ve hedefe yönelik müdahalelerin geliştirilmesini sağlamak amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracının geliştirilmesi önerilebilir.