ADÖLESANLARDA MENSTRÜEL ANORMALLİKLERİN YAYGINLIĞI, İLİŞKİLİ FAKTÖRLER VE YAŞAM KALİTESİ

Aslıhan AKSU, Fatma KESKİN TÖRE, Kevser KATKAYA, Mehtap SÖNMEZ

Turkish Journal of Family Medicine and Primary Care - 2026;20(3):319-327

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği AD, Kahramanmaraş, Türkiye

 

Giriş ve Amaç: Menstrüel anormallikler adölesanların yaşam kalitesini etkileyebilen üreme sağlığı sorunlarıdır. Bu sorunların ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi uygun sağlık hizmetlerinin planlanması açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı adölesanlarda menstrüel anormalliklerin yaygınlığını, ilişkili faktörleri ve yaşam kalitesini belirlemektir. Yöntem: Kesitsel ve analitik nitelikteki çalışma, Eylül-Aralık 2025 tarihleri arasında 412 adölesan ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler "Tanıtıcı Özellikler Bilgi Formu", "Menstrüel Anormallikler Bilgi Formu" ve "Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde kategorik değişkenler ki-kare ve Fisher Exact testleri; sürekli değişkenler ise bağımsız örneklem t testi veya Mann-Whitney U testi ile karşılaştırılmıştır. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 15,32 +/- 1,01 ve menarş yaş ortalaması 12,53 +/- 1,03 yıldır. Adölesanların %8,3'ünün amenore, %25'inin sık siklus, %42,5'inin ağır menstrüel kanama ve %73,8'inin düzensiz siklusa sahip olduğu saptanmıştır. Amenore ile günlük kahve tüketimi arasında ve ağır menstrüel kanama ile spor yapma sıklığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ayrıca seyrek siklus, ağır menstrüel kanama ve düzensiz siklus ile yaşam kalitesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Çalışmada adölesanlarda menstrüel anormalliklerin yaygın ve bazı yaşam tarzı alışkanlıkları ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç, bu alışkanlıkların adölesanlara yönelik koruyucu menstrüel sağlık yaklaşımlarında dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca menstrüel anormalliklerden etkilenen adölesanların yaşam kalitelerinin düşük olması, bu sorunların taranmasının önemli bir gereksinim olduğunu göstermektedir.