AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ‘NDE TANI KONULAN SAFRA KESESİ HASTALIKLARININ DAĞILIMI: BİR RETROSPEKTİF ÇALIŞMA

MUSTAFA MAZLUM, FATMA HÜSNİYE DİLEK, ARZU NEŞE YENER, ÇİĞDEM TOKYOL, FATMA AKTEPE, OSMAN NURİ DİLEK

Türk Patoloji Dergisi - 2011;27(1):23-30

Department of Pathology, Afyon Kocatepe University, Faculty of Medicine, AFYONKARAHİSAR, TURKEY

 

Amaç: Safra kesesi, bir patoloji laboratuvarında en sık karşılaşılan materyallerdendir. Biliyer sistem hastalıkları genelde benzer klinik özellikler taşır ve bu nedenle klinik olarak ayırtedilemezler. Bu nedenle bölgemizdeki safra kesesi hastalıklarının dağılımını saptamayı, gözlediğimiz histopatolojik bulguların birbiriyle olası ilişkilerini belirlemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Ocak 2000-Mart 2008 tarihleri arasında Afyon Kocatepe Üniversite Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı‘nda incelenmiş olan kolesistektomilerin makroskopik ve mikroskopik özelliklerini tekrar gözden geçirdik. Bunun için olguların preparatlarını ve patoloji raporlarını tekrar inceledik. Bulgular: Toplam 1500 hastanın %69.9‘u kadın, %30.1‘i erkek idi. Serimizde, 14 tane primer safra kesesi karsinomu vardı (%0.93) ve en sık tip adenokarsinom idi (78.57%). Kolelitiazis oranı %89.9 olarak bulundu. En sık mikst kolesterol taşı izlendi (%67.5). Bunu siyah ve kahverenkli pigment taşları izlemekteydi (%23.83 ve %5.89). Metaplazi ile displazi ve metaplazi ve safra kesesi taşı görülme sıklığı arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulundu (p<0.001, p<0.005). Safra kesesi polipleri oranı %2.6 idi ve en sık görülen tip kolesterol polibi idi (56.4%). Sonuç: Safra kesesi hastalıkları klinik olarak, birbiriyle benzerlik gösterebileceğinden kolesistektomi materyalini inceleyen patolog, özellikle prekanseröz lezyonlar açısından dikkatli olmalıdır. Bulgularımıza göre; uzun süredir safra kesesi taşı olduğu bilinen özellikle yaşlı bayanlara, prekanseröz lezyon gelişme riski nedeniyle, klinik belirti olmasa bile elektif şartlarda kolesistektomi yapılmalıdır.