AİLE HEKİMLERİNİN SAĞLAM ÇOCUK İZLEMLERİ KONUSUNDAKİ BİLGİ DÜZEY VE TUTUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

BÜŞRA KARABEKİROĞLU, CELAL KUŞ, RAZİYE ŞULE GÜMÜŞTAKIM

Güncel Pediatri - 2022;20(2):155-167

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi, Aile Hekimliği Anabilim Dalı, Kahramanmaraş, Türkiye

 

Giriş: Sağlam çocuk izlemleri birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinin en önemli parçalarından birisidir. Sağlıklı bir toplum yetişebilmesi için sağlam çocuk izlemlerinin eksiksiz bir şekilde uygulanması hayati bir öneme sahiptir. Yaptığımız bu çalışma ile aile hekimlerinin bilgi düzeylerini, tutumlarını ve bunların sosyodemografik özellikleri ile ilişkisini saptamayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışma Türkiye’deki aile hekimleri üzerinde yapılmıştır. Örneklem büyüklüğü 380 olarak hesaplanmış olup çalışmaya 402 hekim dahil edilmiştir. Araştırmacı tarafından literatür ve kılavuzlardan faydalanılarak geliştirilen aile hekimlerinin sağlam çocuk izlemleri hakkındaki bilgilerini ve tutumlarını değerlendirmeyi amaçlayan 65 soruluk anket, gönüllü hekimlere yüz yüze ya da internet aracılığıyla uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 21.0 paket programıyla yapılmıştır. BULGULAR: Çalışmaya katılan 402 hekimin %42’si (n=169) erkekti. Hekimlerin yaş ortalaması 34,75±9,51 yıl ve meslekteki ortalama çalışma süresi 9,90±9,56 yıl idi. Katılımcıların %46,5’i (n=187) aile hekimi, %35,3’ü (n=142) aile hekimliği araştırma görevlisi, %18,2’si (n=73) aile hekimliği uzmanıydı. Hekimlerin bilgi puan ortalaması 28,09±12,75’ti (minimum: 2, maksimum: 64). Cinsiyet, çalışılan kurum, izlemlere ayrılan süre, izlemler konusunda eğitim alma durumu, izlemleri yaparken bir algoritma/rehberden yararlanma durumları ile bilgi düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. Tutum puan ortalaması 46,96±4,40’tı (minimum: 20, maksimum: 60). Tutum anketinin Cronbach’s alfa değeri 0,663 bulundu. SONUÇ: Aile hekimlerinin sağlam çocuk izlemleri konusundaki bilgi düzeyleri ortalamanın altındadır ancak bu konudaki tutumlarının olumlu olması umut vericidir. Çalışmamızda doğru bilinme oranı %50’nin altında olan konular obezite, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, gelişimsel kalça displazisi, inmemiş testis, görme keskinliği, kan basıncı konuları olup bu spesifik konular hakkında çalışmaların yapılmasına ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz. Ayrıca hekimlerin çoğu bu izlemlerin negatif performans ile değerlendirilmesini yanlış bulmaktaydı ve bu durum hekimleri teşvik edici yeni politikalar geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.