ESRA KAYACAN ERDOĞAN, HAKAN BABAOGLU, ŞERİFE COŞKUN, REZAN KOÇAK ULUCAKÖY, KEVSER ORHAN, SERDAR CAN GÜVEN, EBRU ATALAR, BAHAR ÖZDEMİR ULUSOY, HATİCE ECEM KONAK, PINAR AKYÜZ DAĞLİ, ÖZLEM KARAKAŞ, HAKAN APAYDIN, BÜNYAMİN POLAT, İSMAİL DOĞAN, YÜKSEL MARAŞ, AHMET OMMA, ORHAN KÜÇÜKŞAHİN, ŞÜKRAN ERTEN, BERKAN ARMAĞAN
Hitit Medical Journal - 2025;7(1):53-60
Amaç: Komorbiditelerin hastanın yaşam kalitesi ve hatta sağkalımı üzerinde etkisi olabilir. Ailevi Akdeniz Ateşi (AAA) hastalarında tedaviye direnç/başarısızlık, şiddetli hastalığın dolaylı bir göstergesi olabilir. AAA hastalık şiddeti arttıkça, inflamasyon ve hasara bağlı komorbiditeler de artabilir. Literatürde AAA hastalarında, özellikle de tedaviye dirençli gruptaki erişkin hastalarda komorbiditelere ilişkin yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada, AAA tedavi basamaklarına göre hastaların komorbid durumlarının değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Mayıs 2019 ile Mart 2024 tarihleri arasında romatoloji kliniğimizde tedavi edilen 740 AAA hastası retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik özellikleri, komorbiditeleri, ailede AAA öyküsü ve AAA tedavileri değerlendirildi. Hastalar AAA tedavilerine göre kaplanmış kolşisin, sıkıştırılmış kolşisin ve IL-1 inhibitörü olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Hastalar, mevcut geri ödeme kılavuzlarına uygun olarak hastalık aktiviteleri ile uyumlu tedaviler almıştır. Bulgular: AAA hastalarının ortalama yaşı (SD) 40,7 (13,3) ve %62,4’ü kadındı. Hastaların %44,7’sinde en az bir komorbidite vardı. En sık görülen üç komorbidite hipertansiyon (%20), hiperlipidemi (%7) ve depresyondur (%6,8). Başlangıçtaki kaplanmış kolşisin tedavisi toplam %24,5 hastada sıkıştırılmış kolşisin olarak değiştirilmiş, %13,2 hastada ise IL-1 inhibisyonuna geçilmiştir. IL-1 inhibitörü tedavisi gören hastalarda hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı daha yaygındır. Sonuç: Retrospektif analizimiz, AAA hastalarının, özellikle IL-1 inhibitörü grubundakilerin, daha genç olmalarına rağmen, hipertansiyon, hiperlipidemi ve depresyon gibi komorbiditeleri sıklıkla yaşadığını göstermektedir ve bu da şiddetli hastalık ve kronik inflamasyon arasında potansiyel bir bağlantı olduğunu düşündürmektedir. Özellikle şiddetli hastalığı olanlarda komorbiditelerin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi, komplikasyonları önlemek ve yaşam kalitesini artırmak için gereklidir.