AKCİĞER KANSERİ HASTALARINDA UYGULANAN MİNİMAL İNVAZİV VE AÇIK CERRAHİ YÖNTEMLERİNİN KORKU VE ÖLÜM ANKSİYETESİ ÜZERİNE ETKİSİ

Nuray TÜRKOĞLU, Anita KARACA

Journal of Academic Research in Nursing - 2026;12(2):89-98

İstanbul Provincial Health Directorate, Department of Health Services Presidency, Training and Certification, İstanbul, Türkiye

 

Amaç: Akciğer kanseri cerrahisi, minimal invaziv ya da açık olsun, cerrahi korku ve ölüm anksiyetesine yol açabilir ve bu durum hastaların iyilik halini ile iyileşme sürecini etkileyebilir. Bu nedenle, farklı cerrahi yaklaşımların psikolojik sonuçlarının değerlendirilmesi, perioperatif bakımın iyileştirilmesi açısından önemlidir. Bu çalışma, akciğer kanseri hastalarında minimal invaziv ve açık cerrahi yöntemlerin cerrahi korku ve ölüm anksiyetesi üzerindeki etkilerini karşılaştırmayı ve ilişkili faktörleri belirlemeyi amaçlamıştır. Yöntem: Bu çalışmada randomize olmayan, karşılaştırmalı bir ön test-son test tasarım kullanılmıştır. Çalışmaya minimal invaziv cerrahi (n=60) veya açık cerrahi (n=25) uygulanan toplam 85 akciğer kanseri hastası dahil edilmiştir. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Cerrahi Korku Ölçeği ve Ölüm Kaygısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Ameliyat öncesi ve sonrası cerrahi korku ve ölüm anksiyetesi puanları açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yaş, cinsiyet, medeni durum ve kronik hastalık gibi demografik ve klinik değişkenlerin bu sonuçlarla anlamlı bir ilişkisi saptanmamıştır (p>0,05). Ameliyat sonrası puanlarda hafif bir azalma eğilimi gözlenmekle birlikte bu değişim istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05). Ameliyat öncesinde fiziksel değişikliklere ilişkin kaygılar minimal invaziv grupta daha yüksek bulunmuştur (p=0,024); ancak bu fark ameliyat sonrasında gözlenmemiştir (p=0,69). Sonuç: Cerrahi yöntemlerin cerrahi korku ve ölüm anksiyetesi üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı belirlenmiştir. Postoperatif dönemdeki hafif azalma istatistiksel olarak anlamlı değildir. Minimal invaziv grupta fiziksel değişimlere ilişkin preoperatif kaygılar postoperatif dönemde ortadan kalkmıştır. Sosyodemografik değişkenlerin bu sonuçlarla ilişkili olmadığı saptanmıştır. Perioperatif dönemde cerrahi korku ve ölüm anksiyetesinin rutin olarak değerlendirilmesi, bireyselleştirilmiş danışmanlık ve psikolojik destek hasta konforunu ve iyileşme sürecini destekleyebilir.