AKSİLLO-FEMORAL EKSTRAANATOMİK BYPASS GREFT UYGULAMALARIMIZ

UFUK YETKİN, AYHAN AKÇAY, CENGİZ ÖZBEK, SERDAR B ÇEROĞLU, NAGİHAN KARAHAN, ALİ GÜRBÜZ

Turkish Journal of Vascular Surgery - 2003;12(1):19-24

Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği, İZMİR

 

Amaç: Günümüzde, şiddetli alt ekstremite iskemisi olan yaşlı hastalarda aksillofemoral grefti sıklıkla uygulamaktayız. Özellikle hastanın yüksek risk grubunda olması veya teknik problemlerin mevcudiyeti aksillofemoral bypassı uygun ve belki de tek alternatif haline getirebilmektedir. Yöntem: Ocak 1996-Aralık 2002 yılları arasında kliniğimizde alt ekstremite iskemisini gidermek amacıyla 16 hastaya aksillofemoral bypass greftleme uygulanmıştır. Tüm olgular erkek olup yaş ortalaması 64 idi. 14 (%87.5) olguya aksillobifemoral, 2(%12.5) olguya aksillo-unifemoral bypass gerçekleştirilmiştir. Tüm hastalara ringli PTFE greft kullanılmıştır. Aksillobifemoral bypass uygulanan 3 hastaya lokal infiltrasyon anestezisi ile yaklaşılırken, diğer tüm olgularda genel anestezi kullanılmıştır. Aksillobifemoral greftleme yapılan 1 olguda (%6.25) aynı seansta sağ femoropopliteal safen greftle bypass işlemi de gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Hastalar 3 ay ile 6 yıl (ortalama 3.4 yıl) süreyle izlendiler. Ortalama taburculuk süresi 7.8 gündü. Erken postoperatif dönemde hiçbir olgumuzda revizyon gereksinimi ya da greft trombozu oluşmadı. Greft enfeksiyonu gelişimi de gözlenmemişti. Bir hasta postoperatif 4. ayda anterolateral MI nedeniyle kaybedildi. Postoperatif 3. haftada femorofemoral greft segmentinde tromboz gelişen 1 olgumuzda acil trombektomi başarısızlıkla sonuçlanınca run off sağlamak amacıyla safen greftle femoropopliteal bypass ek girişimi uygulandı. Geç dönem greft trombozu 2 ayrı (%12.5) olguda 19. ve 28. aylarda saptandı. Sonuç: Bu serideki düşük morbidite değerleri ve uygulanan prosedüre bağlı mortalite gözlenmemesi yüksek riskli olgularda iskemik bacakların revaskülarizasyonunda aksillofemoral bypassın başarıyla ve güvenle kullanılabileceğinin yanısıra anatomik rekonstrüksiyona alternatif bir yaklaşım olarak uygulanabileceğini de göstermiştir.