AKUT ANTERİOR MİYOKARD İNFARKTÜSLÜ OLGULARDA BASİT ELEKTROKARDİOGRAFİK PARAMETRELERLE SOL ÖN İNEN KORONER ARTERDEKİ LEZYON YERİNİN ÖNGÖRÜLMESİ

SEMA GÜNERİ, ÖNDER KIRIMLI, OZAN KINAY, CEM NAZLI, VEHİP KESKİN, ÜMİT TEKİN

Developments and Experiments in Health and Medicine - 2000;14(4):329-334

Dokuz Eylül Üniv. Tıp Fak. Kardiyoloji AD

 

Proksimal sol ön arterde (LAD) akut tıkanma sonucu miyokard infarktüsü (MI) geçiren olgular, risk altındaki miyokard dokusunun genişliği sebebiyle kötü prognoza sahiptirler. Bu tür hastaların erken belirlenmesi ve en uygun tedavinin hemen başlanması önemlidir. Bu hastaların erken aşamada yatak başı tespit edilebilmesi için, 40 akut anterior MI olgusunda bazı elektrokardiografik kriterlerin değeri araştırıldı. Ağrının başlamasından 4.16±2.2 saat sonraki EKG'leri değerlendirilen olguların 34'ü erkek ve ortalama yaşları 60.9±13 yıl idi. Hastaların tümüne, hastanede yatışlarının 7-10. günlerinde koroner anjiografi yapıldı. Koroner anjiografide infarktüsten sorumlu olduğu düşünülen lezyonun yeri, sol ön inen koroner arterdeki (LAD) 1.septal (S1) ve 1.diagonal (D1) referanslarına göre belirlendi. Olguların 20'sinde lezyon yeri S1 ve D1 in distalinde iken, 17 sinde D1 öncesi (pre-diagonal), 17'sinde S1 öncesi (pre-septal) ve 14'ünde hem S1 hem de D1 öncesi idi. inferior derivasyonlarda ST segment çöküklüğü bulunmayan hastaların çoğu distal lezyonu (S1 ve D1 sonrası) olan hastalardı (II için hastaların %80'i, III için %65 ve aVF için % 90'ı). Pre-septal lezyonlar için II, III ve aVF in duyarlılıkları sırasıyla, %47,%50, %52, özgünlükleri %82, %65, %93 ve pozitif prediktif değerleri %67, %52 ve %84 tu. Pre-diagonal lezyonlar içinse bu derivasyonların duyarlılıkları %47, %70 ve %52, özgünlükleri %82, %69 ve %65, pozitif prediktif değerleri %62, %63 ve %53 bulundu. I ve aVL de ≥1mm ST elevasyonu, pre-diagonal lezyonlarda, pre-septal lezyonlara göre daha sık rastlanmakla birlikte, fark istatistiki anlamlılığa ulaşmadı (p-0.063). QRS distorsiyonu (V3-4 ve aVL de, J noktasının R dalga yüksekliğinin %50 sinden yüksek oluşu) yönünden de pre-septal, pre-diagonal ve D1 ve S1 sonrası hasta grupları arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Pre-diagonal lezyonu olan hastalarda V1-V6 arası derivasyonlardaki ST yüksekliği amplitüdlerinin toplamı, D1 sonrası lezyonu olan hastalarınkine oranla anlamlı olarak daha fazlaydı (16.3±2.2 mm ye karşı 14.9±2.5 mm, p=0.03). Pre-septal ve S1 sonrası lezyonlu gruplara arasında bu kriter yönünden anlamlı farklılık saptanmadı. Sonuç olarak; inferior derivasyonlarda ST segment depresyonu varlığında, I ve aVL derivasyonlarında ST segment elevasyonu varlığında ve prekordial ST segment yüksekliklerinin toplam değeri arttıkça, lezyon yerinin daha sıklıkla pre-diagonal olduğu ve QRS distorsiyonunun, önemli bir prognostik gösterge olmakla birlikte, lezyon yerinin saptanması konusunda fazla bilgi vermediği kanısına varıldı.