Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

AKUT BİLİYER PANKREATİT ŞİDDETİNİN ÖNGÖRÜLMESİNDE NÖTROFİL/LENFOSİT VE PLATELET/LENFOSİT ORANLARININ ROLÜ

Hüseyin Kerem TOLAN, Hasan KUMRU, Sevde Nur EMİR, Hüsna TOSUN, Tolga CANBAK, Aylin ACAR, Kemal TEKEŞİN, Fatih BAŞAK, Fikret EZBERCİ

Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(1):34-38

Department of General Surgery, University of Health Sciences, Ümraniye Training and Research Hospital, Istanbul-Türkiye

 

AMAÇ: Akut biliyer pankreatit (ABP), pankreasın şiddeti değişkenlik gösterebilen akut inflamasyonudur ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir. Şiddetli vakaların erken tanımlanması, etkili yönetim ve daha iyi hasta sonuçları için kritik öneme sahiptir. APACHE II ve Ranson gibi geleneksel skorlama sistemleri hastalığın şiddetini değerlendirmede yaygın olarak kullanılmaktadır; ancak bu sistemler karmaşık ve zaman alıcı olabilir. Bu çalışma, nötrofil-lenfosit oranı (NLR) ve platelet-lenfosit oranının (PLR), ABP şiddetini öngörmede erişilebilir biyobelirteçler olarak güvenilirliğini değerlendirmeyi ve bu oranların Balthazar derecesi ile belirlenen hastalık şiddetiyle ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu retrospektif çalışmada, akut biliyer pankreatit (ABP) tanısı alan 161 hasta incelendi. Nötrofil/lenfosit oranı (NLR) ve platelet/lenfosit oranı (PLR) değerleri, Balthazar derecesiyle değerlendirilen ABP şiddeti ile karşılaştırıldı. Bu inflamatuar biyobelirteçler ile hastalık şiddeti arasındaki korelasyon araştırıldı. Çalışma, Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından onaylanmış olup (onay tarihi: 13.03.2025, onay numarası: 54), Helsinki Deklarasyonu'na uygun olarak yürütülmüştür. BULGULAR: Yüksek NLR ve PLR değerleri, artmış ABP şiddeti ile anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. NLR ve PLR'nin her ikisi de özellikle kaynakların sınırlı olduğu ortamlarda erken risk sınıflandırmasında güvenilir biyobelirteçler olarak potansiyel göstermiştir. SONUÇ: NLR ve PLR, ABP şiddetinin öngörülmesinde değerli biyobelirteçler olarak işlev görebilir ve özellikle ileri görüntüleme yöntemlerinin sınırlı olduğu durumlarda erken klinik karar verme sürecini kolaylaştırabilir. Bu çalışma, aynı zamanda bu biyobelirteçlerin Türkiye'deki klinik uygulamadaki önemine dikkat çekmekte ve pankreatit yönetim protokollerinin gelecekteki güncellemeleri için yol gösterici olabilir.