AKUT GASTROENTERİTLİ ÇOCUKLARDA ETİYOLOJİK PROFİL, KLİNİK ÖZELLİKLER VE ORTALAMA TROMBOSİT HACMİ: RETROSPEKTİF BİR KOHORT ÇALIŞMASI

Ibaa W.F. YAHYA, Alaaddin YORULMAZ

Pediatric Practice and Research - 2026;14(1):1971878-0

Department of Child Health and Diseases, Selcuk University Medical School, Konya, Turkiye

 

Amaç: Akut gastroenterit (AGE), çocukluk çağında sık görülen ve önemli morbiditeye neden olan enfeksiyöz hastalıklardan biridir. Bu çalışmada akut gastroenteritli çocuklarda etiyolojik etkenlerin, klinik özelliklerin, laboratuvar bulgularının, komplikasyonların ve ortalama trombosit hacminin (MPV) değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmada, Ocak 2013-Aralık 2019 tarihleri arasında üçüncü basamak bir üniversite hastanesinde AGE tanısı alan 0-17 yaş arasındaki 630 çocuk incelendi. Etiyolojik tanısı doğrulanmış ve kronik sistemik hastalığı bulunmayan hastalar çalışmaya dahil edildi. Demografik veriler, klinik bulgular, laboratuvar parametreleri, dışkı incelemeleri, tedavi özellikleri ve komplikasyonlar etiyolojik gruplara göre değerlendirildi. Bulgular: En sık saptanan etken rotavirüs (%27,5) olup, bunu Entamoeba histolytica (%24,6), rotavirüs-adenovirüs koenfeksiyonu (%21,3), adenovirüs (%10,6), Giardia intestinalis (%8,4) ve Clostridioides difficile (%7,6) izledi. Olguların en sık kış mevsiminde görüldüğü belirlendi (%46,4). Viral etkenler küçük yaş gruplarında daha sık görülürken, paraziter enfeksiyonlar daha ileri yaşlarda daha yaygındı. Hastaların %77'sinde komplikasyon gelişmezken, en sık görülen komplikasyon nöbet (%10,8) idi. MPV değerleri etiyolojik gruplar arasında anlamlı farklılık gösterdi (p=0,018). En yüksek MPV değeri rotavirüs-adenovirüs koenfeksiyonlarında, en düşük değer ise adenovirüs enfeksiyonlarında saptandı. C-reaktif protein düzeyleri açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı. Sonuç: Bu kohortta çocukluk çağı akut gastroenteritlerinin en sık etkeni rotavirüs olarak bulundu. MPV değerleri etiyolojik gruplar arasında anlamlı farklılık göstermiştir. Ancak bu çalışmada çok değişkenli lojistik regresyon analizi yapılmadığından, bu bulgular MPV'nin bağımsız bir tanısal belirteç olduğunu göstermemektedir. Bu nedenle MPV, bağımsız bir tanısal belirteçten ziyade destekleyici bir laboratuvar parametresi olarak değerlendirilmelidir. Bulguların doğrulanması için prospektif ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.