AKUT HEMOROİDAL KRİZ TEDAVİSİNDE HANGİSİ DAHA İYİDİR? CERRAHİ Mİ YOKSA KONSERVATİF YAKLAŞIM MI?

Sami AÇAR, Çağıl KARAEVLİ

Akdeniz Tıp Dergisi - 2026;12(2026):1-5

Tekirdağ Namık Kemal University, Faculty of Medicine, Department of General Surgery, Tekirdağ, Türkiye

 

"Hemoroidler" distal rektal mukozanın altında bulunan ve anal kanalın kapanmasını takiben istirahat basıncının yaklaşık beşte birini oluşturan vasküler yastıkçıklardır. Semptomlara neden olacak kadar ve/veya anal kanalın distal kısmına doğru büyüdüklerinde "hemoroidal hastalık" olarak adlandırılmaktadırlar. Prolapsus, ağrı, anal kaşıntı ve kanama başlıca semptomlarıdır. Gerçek insidansı tam olarak bilinmemektedir, erkek-kadın dağılımı benzerdir. Sıklığı 45-65 yaşları arasında artmaktadır. İç hemoroidlerin strangüle ve dış hemoroidlerin tromboze olması ağrılı ve morbiditesi yüksek olan "hemoroidal krize" neden olmaktadır. Bu durumlarda, merkezlerin çoğunda izlenen konservatif yaklaşımların aksine, semptomların gelişmesinden sonraki ilk üç gün içinde acil cerrahi tedavi önerilmektedir. Cerrahi tedavi, konservatif yaklaşım ile elde edilen uzun vadeli iyileşmenin olumsuz ekonomik ve psikolojik sonuçlarını ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca hastalığın ilerleyen aşamalarında cerrahi girişim olasılığını da azaltmaktadır. Tedavi seçimine katkıda bulunacağı düşüncesiyle hemoroidal krizden sonraki sekizinci gününde ameliyat edilen olgumuzu sunuyoruz. Ameliyat sonrası ağrı şikayeti birinci günde, sızıntı şeklindeki kanama ise üçüncü günde düzelmiştir. Olgumuzda olduğu gibi akut dönemde öncelikli olan cerrahi tedavi, geç bir aşamada yapılabilmiş ve faydalı olmuştur. Böyle durumlarda cerrahi tedavinin yararlı olabileceği akılda tutulmalıdır.