Can Baba ARIN, Mesut KARATAŞ, Afnan CHAUDHRY, Ahmed Elmi ABDİ, Ahmed Shafie ADAN, Nizamettin Selçuk YELGEÇ
Ege Klinikleri Tıp Dergisi - 2026;64(2):235-240
Amaç: Akut kalp yetersizliği (AKY), özellikle kaynakların kısıtlı olduğu sağlık sistemlerinde yüksek morbidite ve mortalite ile ilişkili önemli bir klinik tablodur. Göğüs radyografisi ve tahmini plazma hacmi durumu (estimated plasma volume status, ePVS), konjesyonun değerlendirilmesinde kullanılabilen ucuz ve kolay ulaşılabilir araçlardır. Bu çalışmada, Somali'de üçüncü basamak bir merkezde akut kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatırılan hastalarda göğüs radyografisi bulguları ve ePVS'nin hastane içi mortaliteyi öngörmedeki prognostik değeri araştırıldı. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif gözlemsel çalışmaya Ocak 2022 - Aralık 2024 tarihleri arasında akut kalp yetersizliği tanısıyla yatırılan ardışık 310 hasta dahil edildi. Demografik, klinik, laboratuvar ve radyografik veriler elektronik hasta kayıtlarından elde edildi. ePVS Duarte formülü kullanılarak hesaplandı. Birincil sonlanım noktası tüm nedenlere bağlı hastane içi mortaliteydi. Bağımsız mortalite belirleyicileri çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile değerlendirildi. Prognostik performans ROC analizi ile incelendi. Bulgular: Çalışmaya alınan 310 hastanın yaş ortalaması 59,5+/-14,7 yıl olup hastaların %55,5'i erkekti. Hastane içi mortalite 53 hastada (%17,1) gözlendi. Kaybedilen hastalar yaşayanlara göre daha gençti (55,7+/-15,9 ve 60,2+/-14,2 yıl; p=0,040). Sistolik kan basıncı, kreatinin, sodyum, ePVS ve logaritmik dönüştürülmüş BNP düzeyleri açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Çok değişkenli analizde ne ePVS ne de logBNP hastane içi mortalitenin bağımsız belirleyicisi olarak bulundu. ROC analizinde logBNP'nin ayırt edici gücü düşük bulundu (EAA= 0,47; %95 GA: 0,37-0,56; p=0,437). Sonuç: Bu gerçek yaşam verilerinden oluşan akut kalp yetersizliği kohortunda, ePVS ve başvuru sırasındaki radyografik konjesyon göstergelerinin hastane içi mortaliteyi öngörmedeki değeri sınırlı bulunmuştur. Bu parametreler tek başına kullanıldığında kısa dönem risk sınıflamasında yeterli prognostik performans göstermemektedir.