Mustafa ÖCAL, Erdem ÖZTÜRK
Anatolian Journal of Emergency Medicine - 2026;9(2):83-90
Amaç: D-dimer, intravasküler trombotik aktiviteyi yansıtan bir fibrin yıkım ürünüdür. SYNTAX skoru ise koroner anatomik karmaşıklığı nicel olarak değerlendiren anjiyografik bir araçtır. Akut koroner sendrom (AKS) hastalarında D-dimer düzeyleri ile koroner anatomik karmaşıklık arasındaki ilişki henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Bu çalışmanın amacı, akut koroner sendrom (AKS) ile başvuran hastalarda plazma D-dimer düzeyleri ile SYNTAX skorları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Perkütan koroner girişim (PCI) uygulanan toplam 388 AKS hastası retrospektif olarak analiz edildi. Hastalar D-dimer düzeylerine (<0.5 µg/mL FEU ve >=0.5 µg/mL FEU) ve SYNTAX skoru sınıflamalarına (düşük: 0-22, orta: 23-32, yüksek: >=33) göre kategorize edildi. Başvuru sırasında yüksek duyarlılıklı troponin I (Hs-TnI) düzeyleri de ölçüldü. Korelasyon analizleri, ikili lojistik regresyon ve ROC eğrisi analizleri gerçekleştirildi. Bulgular: D-dimer düzeyleri ile SYNTAX skorları arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı (r = 0.385, p < 0.001). D-dimer <0.5 µg/mL FEU olan hastaların %83.9'unda düşük SYNTAX skoru bulunurken, yalnızca %5.1'inde yüksek skor mevcuttu. ROC analizinde, yüksek SYNTAX skorunu belirlemede D-dimer için eğri altındaki alan (AUC) 0.70 (95% GA: 0.64-0.77) olarak bulundu; 0.78 µg/mL FEU kesim değerinde duyarlılık %83, özgüllük %59 idi. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, yaş, kreatinin ve log-dönüştürülmüş Hs-TnI için düzeltme yapıldığında D-dimer yüksek SYNTAX skoru için bağımsız bir belirleyici değildi (OR: 1.891; %95 GA: 0.845-6.062; p = 0.200); buna karşın log(Hs-TnI) bağımsız olarak anlamlı kaldı (OR: 1.195; %95 GA: 1.014-1.391; p = 0.024). D-dimer, yüksek anatomik karmaşıklığı saptamada troponine göre daha yüksek duyarlılık göstermiştir. Sonuç: D-dimer düzeyleri, AKS hastalarında koroner anatomik karmaşıklık ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki göstermektedir ve erken risk sınıflamasında tamamlayıcı, non-invaziv bir parametre olarak kullanılabilir. Bununla birlikte, çok değişkenli analizde bağımsız bir belirleyici değildir ve klinik uygulamaya girmeden önce bu bulguların prospektif, çok merkezli çalışmalarla doğrulanması gerekmektedir.