Ayşe Berra AYDIN, Mahmut SELÇUK
Family Practice and Palliative Care - 2026;11(3):184-191
Giriş: Alkol Kullanım Bozukluğu (AKB), nörogelişimsel ve psikolojik etkenlerin etkisiyle ortaya çıkan kronik bir durumdur. Dürtüsellik AKB için iyi tanımlanmış bir risk faktörü olmakla birlikte, saldırganlık ve ilişkili davranışsal özelliklerin de bozukluğun ortaya çıkışı, sürdürülmesi ve şiddeti ile sık ilişkili olduğu bildirilmiştir. Bununla birlikte, kompulsif içme, değişime yönelik motivasyon, DEHB belirtileri ve 2D:4D parmak oranı gibi antropometrik belirteçlerin rolleri henüz tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Bu çalışmada AKB tanılı bireyler ile sağlıklı kontroller bu değişkenler açısından karşılaştırılmış ve şiddetli AKB'nin yordayıcıları araştırılmıştır. Yöntem: Çalışmaya 78 AKB hastası ve yaş ile cinsiyet açısından eşleştirilmiş 78 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Katılımcılar Barratt Dürtüsellik Ölçeği (BIS-11), Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği (BPAQ), Erişkin DEHB Özbildirim Ölçeği (ASRS), Değişime Hazır Olma ve Tedavi İsteği Ölçeği (SOCRATES) ve Obsesif-Kompulsif İçme Ölçeği (OCDS) ile değerlendirilmiştir. Her iki el için 2D:4D parmak oranı ölçülmüştür. Şiddetli AKB'nin bağımsız yordayıcılarını belirlemek amacıyla lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Sağlıklı kontrollerle karşılaştırıldığında, AKB hastalarında 2D:4D oranları anlamlı olarak daha düşük; dürtüsellik, saldırganlık ve DEHB belirti düzeyleri ise anlamlı olarak daha yüksek bulundu (tümü p < 0.001). AKB grubu içinde şiddetli AKB, daha yüksek dürtüsellik, daha güçlü kompulsif içme örüntüleri ve daha yüksek değişim motivasyonu ile ilişkili saptandı. Lojistik regresyon analizinde OCDS ve BIS-11 toplam puanları şiddetli AKB'nin bağımsız yordayıcıları olarak belirlenirken, SOCRATES toplam puanı istatistiksel anlamlılığa yakın düzeyde bulunmuştur (p = 0.057) (Nagelkerke R² = 0.481; sınıflandırma doğruluğu %85.4). Sonuç: Kompulsif içme ve dürtüsellik AKB şiddetinin güçlü yordayıcıları olarak öne çıkarken, 2D:4D oranı daha çok kalıcı bireysel özelliklerle ilişkili bir yatkınlığı yansıtıyor olabilir. Klinik değerlendirmelerde kompulsivite ve motivasyonun dikkate alınması, AKB hastalarında daha bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlayabilir.