Eylül BİLDİK, Muharrem Anıl GÜRKAN, Selim AKCAGÖZ
İzmir Tıp Fakültesi Dergisi - 2026;5(1):46-55
Kahve, günlük yaşamda yaygın olarak tüketilen bir içecek olmanın ötesinde, içerdiği biyolojik bileşenler sayesinde sağlık alanındaki araştırmaların önemli bir konusu haline gelmiştir. Özellikle nitelikli kahve üretiminde uygulanan anaerobik fermantasyon gibi yenilikçi işleme yöntemleri, kahvenin hem duyusal hem de kimyasal ve mikrobiyal bileşimini önemli ölçüde değiştirmektedir. Bu süreçle üretilen kahvelerde prebiyotik lifler, kısa zincirli yağ asitleri (KZYA) ve mikrobiyal metabolitlerin miktarı ve çeşitliliği artmaktadır. Son yıllarda, beslenme faktörlerinin bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkileri ve bu mikrobiyal değişimlerin bağırsak-beyin ekseni aracılığıyla merkezi sinir sistemi (MSS) fonksiyonlarına yansıması bilimsel ilgi alanı olmuştur. Anaerobik fermente kahve, prebiyotik ve fenolik bileşenleri sayesinde bağırsak mikrobiyotası ile ilişkili Lactobacillus ve Bifidobacterium gibi yararlı bakteri popülasyonunu destekler. Bunun sonucunda KZYA ve nöroaktif metabolit üretimi artar. Dolayısıyla bu metabolitler nöroinflamasyonu azaltabilir, nörotransmitter dengesini destekleyebilir ve nöroplastisiteyi artırabilir. Söz konusu bu etkiler, hipokampus, prefrontal korteks, arkuat çekirdek (ARC) ve nucleus tractus solitarius (NTS) gibi bilişsel işlev ve enerji metabolizmasıyla ilişkili beyin bölgelerinde gerçekleşir. Böylece öğrenme, hafıza, dikkat ve odaklanma gibi bilişsel süreçler korunabilir. Alzheimer, Parkinson, depresyon, anksiyete gibi nörolojik ve nöropsikolojik hastalıklara karşı potansiyel koruyucu etkiler sağlayabilir. Bu derleme, anaerobik fermantasyonun nitelikli kahve üzerindeki kimyasal ve mikrobiyal etkilerini ve bu değişimlerin bağırsak-beyin ekseni aracılığıyla sinir sistemi sağlığıyla ilişkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Böylece kahve, yalnızca duyusal bir deneyim değil, aynı zamanda bilimsel temellere dayalı potansiyel bir fonksiyonel gıda olarak ele alınmaktadır.