ANALOGDAN DİJİTALE: MAKSİLLOFASİYAL PROTEZLERDE GELİŞMELER, ZORLUKLAR VE MALZEME YENİLİKLERİ

Aslıhan ÖZTÜRK, Şevval TAKVA, Ragibe Şenay CANAY

Selcuk Dental Journal - 2026;13(2):263-269

Hacettepe University, Faculty of Dentistry, Department of Prosthetics, Ankara, Türkiye

 

Giriş: Maksillofasiyal defektlerin rehabilitasyonu, şekil, işlev ve hastanın yaşam kalitesinin yeniden kazanılması açısından hayati öneme sahiptir. Geleneksel kalıp alma ve elle şekillendirme teknikleri, hasta konforu ve zaman verimliliği açısından önemli zorluklar ortaya koyarken, dijital görüntüleme, 3D baskı ve gelişmiş biyomalzemelerin entegrasyonu, maksillofasiyal protez alanında bir paradigma değişikliği getirmiştir. Yöntemler: Bu derleme, maksillofasiyal rehabilitasyonda analog iş akışlarından dijital iş akışlarına geçişi değerlendirmektedir. Mevcut yaklaşımlar ve teknolojik gelişmeler dört temel alanda analiz edilmiştir: dijital veri toplama teknikleri (optik tarama ve fotogrametri dahil), katmanlı üretim yöntemleri, protez malzemelerinin gelişimi ve optimizasyonu ile tasarım ve üretim süreçlerine yapay zekanın (AI) entegrasyonu. Bulgular: Dijital veri toplama, hasta konforunu ve tekrarlanabilirliği artırmaktadır; ancak dinamik fonksiyonel sınırları yakalamak için geleneksel yöntemler genellikle hâlâ gereklidir. Katmanlı üretim, geometrik özgürlük ve verimli kalıp üretimi sağlar; ancak, nihai yumuşak doku protezlerinin doğrudan basılması, şu anda yüzey çözünürlüğü ("merdiven etkisi") ve renk kısıtlamaları nedeniyle sınırlıdır. Silikon ile birleştirilmiş 3D baskılı titanyum ağ iskeletler gibi malzeme yenilikleri, protez ağırlığını başarıyla azaltmaktadır. Ayrıca, yapay zeka entegrasyonu, otomatik anatomik segmentasyonu, pigment tahminini ve simetri değerlendirmesini kolaylaştırarak, klinik uzmanlığın yerini almak yerine son derece etkili bir yardımcı araç olarak işlev görmektedir. Sonuç: Dijital teknolojiler, üretim iş akışını önemli ölçüde kolaylaştırsa ve öngörülebilirliği artırsa da, mevcut standardizasyon ve estetik sınırlamalar nedeniyle geleneksel analog tekniklerin yerini henüz tam olarak alamamaktadır. Şu anda en etkili klinik strateji, alt yapılar ve kalıplar için dijital hassasiyeti, nihai estetik karakterizasyon için ise geleneksel sanatsal beceriyi birleştiren hibrit bir yaklaşımdır.