Hasan ERBAY
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi - 2026;16(2):568-576
Giriş: Türkçede "hastalık" kelimesinin tekil kullanımı, tıbbi pratikte derin bir kavramsal sınırlılık yaratarak hekimlerin klinik ve etik kör noktalar yaşamasına ve hastanın çok boyutlu gerçekliğini tam olarak kavrayamamasına yol açmaktadır. Amaç: Bu çalışma, tıbbi antropoloji literatüründen ödünç alınan ve her biri farklı bir gerçeklik katmanına işaret eden illness (hastanın öznel deneyimi), disease (hekimin saptadığı biyolojik patoloji) ve sickness (toplumsal statü/ damgalanma) ayrımının hayati gerekliliğini vurgulamayı amaçlamaktadır. Yöntem: Nitel araştırma deseninde kurgulanan çalışmada, söz konusu terminolojik kısıtlılığın neden olduğu iletişim sorunları ve etik sorunlar, Türk edebiyatından seçilen üç eser üzerinden fenomenolojik metin analizi ve yakın okuma (close reading) teknikleriyle incelenmiştir. Araştırma örneklemini; illness kavramını temsilen Peyami Safa'nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, disease kavramı için Hasan Erbay'ın Lokman Ruhu öyküsü ve sickness kavramı için Ercan Kesal'ın Peri Gazozu eseri oluşturmaktadır. Seçilen eserler, anlatısal tıbbın kuramsal çerçevesi temelinde çözümlenmiş; her bir kavramı temsil eden anahtar imgeler, duygusal durumlar ve hekim -hasta -anlatıcı -kahraman diyalogları kodlanarak tematik analize tabi tutulmuştur. Bulgular: Analizler sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nda hastanın varoluşsal ıstırabının hekimin teknik dili karşısında görünmez kaldığı; Lokman Ruhu öyküsünde kanıtlanabilir biyolojik veri (disease) yokluğunda biyomedikal modelin işlevsizleştiği; Peri Gazozu'nda ise hekimin toplumsal patolojiye (social sickness) tanıklık etmesine rağmen bürokratik roller nedeniyle bunu kayıt altına alamadığı saptanmıştır. Sonuç: Biyomedikal modelin salt veri odaklı yaklaşımı hastanın deneyim boyutlarını ihmal etmektedir. Türkçede "hastalık" kelimesinin tekilliğinin yarattığı algısal sınırın aşılması ve hekimin mekanik bir "vücut tamircisi" perspektifinden kurtularak bütüncül bir hekimlik pratiğine kavuşması için, tıp eğitiminde yerel edebiyatın bir laboratuvar olarak kullanıldığı anlatısal tıp müfredatlarına yer verilmesi elzemdir.