ANOREKSİYA NERVOZADA PSİKODİNAMİK GRUP SANAT PSİKOTERAPİSİ: OLGU TEMELLİ BİR İNCELEME

Pervin Tunç, Nurhan Eren

Klinik Psikoloji Dergisi - 2026;10(3):339-356

İstinye Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Psikoloji Bölümü, İstanbul, Türkiye

 

Anoreksiya nervoza, yiyecek alımında aşırı kısıtlama, çarpık beden algısı ve kilo alma korkusu ile karakterize bir yeme bozukluğudur. Yeme bozukluklarının tedavisi oldukça zorlu bir süreç olup genellikle multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir. Hastalığın tedavisinde yaşanılan güçlükler, klinisyenleri sadece belirtiye odaklanma ve daha yüzeydeki bilişsel değişkenleri ele almak yerine daha derinlemesine anlamaya yönelik tedavi yaklaşımlarına yöneltmektedir. Bu çalışmanın amacı, psikodinamik sanat psikoterapisi grubuna katılan anoreksiya nervoza tanılı bir hastanın semptomlarını ve yaşadığı deneyimleri sanat ürünleri üzerinden incelemektir. Seanslar 2 yıl sürmüş, haftada 2 saat ve 58 oturumdan oluşmuştur. Sanat psikoterapi müdahaleleri yarı yapılandırılmış şekilde planlanmıştır. Veriler, video kayıtları ve oturum raporları ile değerlendirilmiştir. Grup terapisi sürecinde; anoreksiya nervozada, yakın ilişkiler, duygu durum düzensizliği, beden imgesi, kontrol, hastalık seyri ve yeme davranışı, mükemmeliyetçilik ve cinselliğin inkârı sorunları analiz edilmiştir. Sanat materyalleri, danışanın sözel olarak ifade etmekte zorlandığı duygusal içerikleri sembolik bir düzlemde dışsallaştırmasına olanak tanımış; terapist-danışan-sanat ürünü arasındaki üçgen ilişki güvenli ve kapsayıcı bir terapötik alan oluşturmuştur. Süreç boyunca danışanın duygularını tanıma, bedenine yönelik çarpıtılmış algıları fark etme, kontrolü esnetme ve kişilerarası ilişkilerde daha işlevsel tutumlar geliştirme yönünde belirgin ilerlemeler kaydedilmiştir. Seanslarda, hastanın kendisi hakkında daha derinlemesine farkındalık geliştirdiği ve işlevselliğinin arttığı görülmüştür. Elde edilen bulgular, psikodinamik grup sanat psikoterapisinin anoreksiya nervoza'nın çok katmanlı yapısını derinlemesine anlamada ve klinik iyileşmeyi desteklemede önemli bir katkı sunduğunu göstermektedir. Çalışmanın etkili psikolojik tedavilerin geliştirilmesinde klinik uygulamalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.