Berra BİLGİN, Mustafa Eren YÜNCÜ, Erman GÜLER, Yeliz PEKÇEVİK, Ali KARADAĞ, Necmettin TANRIÖVER
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi - 2026;11(3):671-678
Amaç: Anterior inferior serebellar arter (AICA) varyasyonlarının anatomik spektrumunu, sıklığını ve nöroşirürjikal önemini; radyolojik ve mikrocerrahi kadavra analizinin birlikte kullanılmasıyla ortaya koymak ve AICA anomalileri ile posterior dolaşım anevrizmaları arasındaki olası ilişkileri araştırmak. Gereç ve Yöntem: 400 hastaya ait bilgisayarlı tomografi anjiyografi (CTA) görüntüleri (212 erkek, 188 kadın; ortalama yaş 55,9 yıl) AICA anomalileri, anevrizmalar ve diğer vasküler varyasyonlar açısından retrospektif olarak incelendi. İki adet formalinle fikse edilmiş erişkin kafa kadavrasında (dört taraf) retrosigmoid ve far-lateral yaklaşımlar kullanılarak mikroskop büyütmesi altında diseksiyonlar gerçekleştirildi ve kranial sinir ilişkileri ile labirentin arterinin kökeni özellikle değerlendirildi. Bulgular: AICA varyasyonları 26 hastada (%6,5) saptandı ve toplam 27 varyant arter tespit edildi. En sık görülen anomali AICA-PICA ortak trunku (%2.5) olup, bunu erken bifurkasyon (%1,5) ve duplikasyon (%1,0) izledi. Hipoplazi (%0,75), çift köken (%0,5), aplazi (%0,25) ve fenestrasyon (%0,25) daha nadir görüldü. Posterior dolaşım anevrizmaları 17 hastada (%4,25) mevcuttu; AICA varyasyonu bulunan hastaların %11.5'inde anevrizma saptanırken, varyasyonu olmayanlarda bu oran %3,7 idi ve bu durum anevrizma oluşumu açısından olası bir anatomik yatkınlığı düşündürmektedir. Kadavra diseksiyonları, AICA'nın baziler arterden köken aldığını, CN VII-VIII kompleksinin etrafında bir halka oluşturduğunu ve labirentin arter ile flokkulus ile olan ilişkisini doğruladı. Sonuç: AICA varyasyonları bireylerin yaklaşık %6.5'inde görülmekte olup, en sık AICA-PICA ortak trunkusu veya erken bifurkasyon şeklinde izlenmekte ve posterior dolaşım anevrizmaları ile daha yüksek birliktelik göstermektedir. Bu varyantların varlığı, kafa tabanı ve vasküler cerrahi girişimlerde cerrahi karmaşıklığı ve olası komplikasyonları artırabileceğinden, ameliyat öncesi doğru tanımlanması ve mikrocerrahi anatomisinin iyi anlaşılması büyük önem taşımaktadır.