Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

ANTİ-D UYGULAMASINA CEVAP VEREN REFRAKTER İMMÜN TROMBOSİTOPENİK PURPURA OLGUSU

ERDAL KURTOĞLU, TAHA HİDAYETOĞLU

Genel Tıp Dergisi - 2003;13(2):73-75

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hematoloji BD, Konya

 

Amaç: İmmün trombositopenik purpura (İTP), trombositlerin yüzeyinde yer alan proteinlerin henüz tam olarak bilinmeyen nedenlerden dolayı antijenik bir özellik kazanması ile karakterizedir. Bu durum otoantikor oluşumuna yol açarak trombositopeni ve kanamaya eğilim ile sonuçlanır. Trombosit sayısı çok düşük olan hastalarda seyrek de olsa ciddi kanamalar görülebilir. Bu nedenle hastaların trombosit sayısının en kısa zamanda yükseltilmesi şarttır. Tedavi amacıyla hastalara glukokortikoid, intravenöz immünglobulin, anti-D ve splenektomi uygulamaları gündeme gelebilir. Bu tedaviler içinde, yalnızca Rh (+) hastalara uygulanabilen anti-D çok geniş bir kullanım alanı bulamamıştır. Olgu sunumu: Trombositopeni ile başvuran 24 yaşındaki bayan hastanın 8 yıldır kesin tanısının konulamadığı anlaşıldı. Hastaya İTP tanısı konularak intravenöz metilprednizolon, oral deksametazon ve intravenöz immünglobulin gibi etkinliği kanıtlanmış tedaviler uygulandı. Ancak yanıt alınamadı. Bunun üzerine standart tedavilere yanıt vermeyen olgularda kullanılabilen anti-D ile hastanın trombosit sayısı normale döndürüldü. Sonuç: Olgumuz uzun süre İTP tanısı kesinliğe kavuşturulamayan, İTP tanısı konulduktan sonra standart tedavilere cevap vermeyen, bu nedenle sık kullanım alanı bulamamış olan anti-D'ye verdiği olumlu cevap nedeni ile sunulmuştur.