Mahdi M ARZİ, Ayşe KARACALI TUNÇ
Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;6(1):69-89
Antimikrobiyal direnç (AMR), yirmi birinci yüzyılın en ciddi küresel sağlık tehditlerinden birini temsil etmektedir. Her yıl bir milyondan fazla ölüme neden olmakta ve 2050 yılına kadar bu sayının on milyona ulaşacağı öngörülmektedir. İnsan tıbbında, veteriner uygulamalarda ve tarımda antibiyotiklerin aşırı ve yanlış kullanımı, çoklu ilaç direncine sahip (MDR) patojenlerin ortaya çıkışını hızlandırmış; bu durum özellikle yoğun bakım ve onkoloji alanlarında tedavi seçeneklerini ciddi biçimde kısıtlamıştır. Bu anlatı derlemede, antibiyotiğe dirençli enfeksiyonlarla mücadelede probiyotiklerin önleyici ve tedavi edici rollerine ilişkin mekanistik, translasyonel ve klinik kanıtları bütünleştirmeyi amaçladık. 2010-2025 yılları arasındaki hakemli literatür incelenerek moleküler mekanizmalar, klinik etkinlik, güvenlilik ve düzenleyici çerçeveler hakkındaki güncel bilgiler özetlenmiştir. Probiyotikler; patojenlerin rekabetçi dışlanması, antimikrobiyal metabolitlerin üretimi, epitel bariyer bütünlüğünün güçlendirilmesi, bağışıklık yanıtlarının düzenlenmesi ve biyofilm oluşumunun engellenmesi gibi çoklu ve birbirini tamamlayan yollarla etki gösterir. Randomize klinik çalışmalar, Saccharomyces boulardii, Lactobacillus rhamnosus GG ve Bifidobacterium longum gibi belirli suşların; antibiyotik ilişkili ishal, Clostridioides difficile enfeksiyonu, ventilatörle ilişkili pnömoni ve çoklu ilaç dirençli mikroorganizmaların neden olduğu idrar yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığını azalttığını göstermektedir. Meta-analizler, ayrıca antibiyotik tedavisini takiben bağırsak mikrobiyota çeşitliliğinin yeniden sağlanmasında bu mikroorganizmaların rolünü doğrulamaktadır. Probiyotikler, postbiyotikler ve yeni nesil mikrobiyom temelli tedaviler, antimikrobiyal direnç yönetimi kapsamında tamamlayıcı stratejiler olarak önemli bir potansiyel taşımaktadır. Bu yaklaşımların, Tek Sağlık (One Health) temelli antimikrobiyal gözetim ve hassas tıp (precision medicine) çerçevelerine entegre edilmesi, uzun vadede mikrobiyom dengesinin yeniden kurulmasına ve küresel antibiyotik bağımlılığının azaltılmasına katkı sağlayabilir.