Nuray Altındeğer GÜLDEN, Ufuk ÇİLOĞLU, Esra YILMAZ
Chronicles of Precision Medical Researchers - 2026;7(2):107-112
Amaç: Total sirkülatuvar arrest (TCA) altında gerçekleştirilen Stanford tip A aort diseksiyonu cerrahisi, ciddi nörolojik komplikasyonlar ve mortalite riski taşıyan kompleks bir girişimdir. Hipotermi düzeyi, serebral perfüzyon stratejisi ve TCA süresinin postoperatif sonuçlar üzerindeki etkileri halen tartışılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Stanford tip A aort diseksiyonu nedeniyle cerrahi tedavi uygulanan hastalarda toplam sirkülatuvar arrest (TCA) süresi, hipotermi düzeyi ve operatif özellikler ile postoperatif klinik sonuçlar arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: TCA ile aort cerrahisi geçiren 231 hasta (2004-2014) retrospektif olarak incelendi. Demografik veriler, operatif değişkenler, hipotermi seviyeleri ve perfüzyon stratejileri değerlendirildi. İstatistiksel analizlerde parametrik olmayan testler ve Kaplan-Meier sağkalım eğrileri kullanıldı. Bulgular: Ortalama yaş 55,9+/-12,2 yıl olup hastaların %70,6'sı erkektir. Ortalama TCA süresi 29,3+/-10,4 dakika olarak saptandı. Vakaların %59,3'ünde ACP , %40,7'sinde RCP uygulandı. Genel mortalite %38,1; nörolojik komplikasyon oranı %18,4 idi. Standart TCA sürelerinde ACP ve RCP arasında mortalite veya nörolojik sonuçlar açısından anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Ancak hipotermi derecesinin sonuçlar üzerinde anlamlı etkisi olduğu görüldü (p<0,05). Orta derece hipotermi (20-22 dereceC) en yüksek sağkalım ile ilişkili bulunurken, 16-18 dereceC ve 22-28 dereceC gruplarında mortalite oranları daha yüksekti. Kaplan-Meier analizi, sıcaklık grupları arasında sağkalım açısından anlamlı fark olduğunu doğruladı (log-rank p=0,009). Sonuç: Orta derecede hipotermi (20-22 dereceC), total sirkülatuvar arrest altında aort cerrahisi uygulanan hastalarda en yüksek sağkalım oranı ile ilişkili bulunmuştur. Bu bulgular, TCA sırasında hipotermi düzeyinin dikkatle seçilmesinin önemini göstermektedir. Ancak 20-22 dereceC ve 22-28 dereceC gruplarındaki hasta sayılarının sınırlı olması nedeniyle bu sonuçlar dikkatle yorumlanmalı ve daha geniş ölçekli çalışmalarla doğrulanmalıdır.