Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

ARİPİPRAZOL‘ÜN FARMAKODİNAMİK VE FARMAKOKİNETİK ÖZELLİKLERİ

HALDUN SOYGÜR

Psychiatry and Clinical Psychopharmacology - 2008;18(3):1-6

Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi, Ankara-Türkiye

 

Birinci kuşak antipsikotik ilaçların klinik kullanıma girmelerinden bu yana geçen elli yılı aşkın süre içinde, farklı etki mekanizmaları üzerinden etki gösteren yeni antipsikotik ilaçların bulunabilmesi için büyük bir çaba harcanmıştır. Atipik antipsikotikler içinde, dopamin D2 reseptörleri üzerinde kısmi agonistik özellikli ilk ilaç olan aripiprazol dikkat çekmektedir. Farmakolojik çalışmalar sonucunda, aripirazol‘ün dopamin D2S ve D2L reseptörlerinde yüksek afiniteli bir kısmi agonist olduğu gösterilmiştir. Aynı zamanda aripiprazol, dopamin D3 ve serotonin 5-HT1A reseptörlerinde de yüksek afiniteli kısmi agonist, serotonin 5- HT2A ve 5-HT2B reseptörlerinde yüksek afiniteli bir antagonist, serotonin 5-HT2C reseptöründe orta afiniteli zayıf bir kısmi agonist ve 5- HT7 reseptöründe yüksek afiniteli zayıf bir kısmi agonisttir. Aripiprazol, farmakokinetik özellikleri bakımından N- dealkilasyon, hidroksilasyon veya dehidrojenasyon yollarıyla ve sitokrom p 450 (CYP) 3A4 ve CYP 2D6 enzim sistemleri aracılığı ile karaciğerde metabolize edilen bir antipsikotiktir. İlacın ortalama terminal eliminasyon yarılanma ömrü (tq/2ß); tek doz aripiprazol için 75 saat ve metaboliti de- olan hidroariprazol için 94 saattir . Aripiprazol‘ün aşırı dopamin etkinliğinin olduğu mezolimbik dopamin yolağında işlevsel antagonist etkinlik göstererek dopamini azaltırken, dopamin etkinliğinin azaldığı mezokortikal yolakta işlevsel agonist etkinlik göstererek dopamini arttırdığı ve antipsikotik etkisinin bu şekilde ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bahsedilen etki mekanizması ile aripiprazol‘ün, şizofrenideki pozitif belirtiler, negatif belirtiler ve bilişsel işlev bozukluklarının düzelmesinde etkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca ekstrapiramidal yan etkiler, metabolik sendrom açısından az risk taşıması ve prolaktin kan düzeyinde artışa neden olmaması aripiprazol‘ün klinik olarak önemli bir ayırd edici özelliğidir. Aripiprazol, farklı etki mekanizması ile hem mevcut endikasyon alanında, hem de potansiyel endikasyon alanlarındaki araştırmalarla birlikte, psikofarmakolojide yeni açılımlar yaratmaya aday bir ilaçtır.