ARTEMISIA ABSINTHIUM L. ÇAY NUMUNESİNDEN HAREKETLE DEMLEME SÜRESİNİN FENOLİK PROFİL VE ANTİOKSİDAN AKTİVİTE ÜZERİNE ETKİSİ

Aslı CAN AĞCA, Derya ALTAY

Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dergisi - 2026;50(3):728-738

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Halk Sağlığı Enstitüsü, Geleneksel, Tamamlayıcı ve Entegratif Tıp ABD, Ankara, Türkiye

 

Amaç: Artemisia absinthium L. Asteraceae familyasına ait çok yıllık çalımsı bir bitkidir. Pelin otu olarak bilinen bitkinin geleneksel kullanımı Antik Roma dönemine kadar dayanmaktadır. Bitkinin özellikle iştahsızlık, dispepsi, sindirim problemleri, safra sekresyonu bozuklukları, yara iyileşmesi için ve antipiretik olarak kullanımı mevcuttur. Kozmetik ve gıda sanayinde de kullanımı vardır. Bitkisel çay formu, hazırlama ve uygulama kolaylığı sebebiyle gün geçtikçe tercih edilmekte olup bu çalışmada, farklı demleme (infüzyon) süreleri kullanılarak hazırlanan A. absinthium çay örneklerinin fenolik bileşik profillerinin LC -MS/MS yöntemiyle belirlenmesi ve in vitro antioksidan potansiyellerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bitkisel materyal olarak piyasada bitkisel çay formunda satışa sunulan ticari bir üründen hareketle 2, 5, 10 ve 30 dakika demleme süreleri uygulanarak toplam dört farklı örnek hazırlanmıştır. Örneklerin toplam fenolik madde, toplam flavonoit miktarı tespit edilmiş ve LC/MS/MS ile fenolik bileşiklerin kalitatif ve kantitatif tayini yapılmıştır. DPPH ve FRAP tayini ile örneklerin antioksidan potansiyeli araştırılmıştır. Sonuç ve Tartışma: Farklı demleme süreleri uygulanarak hazırlanan infüzyon örnekleri arasında, en yüksek toplam fenolik madde ve toplam flavonoit miktarı 30 dakika demleme ile elde edilen örnekte tespit edilmiştir. Aynı örneğin radikal süpürücü aktivitesinin ve Fe (III) iyonu indirgeyici antioksidan kapasitesinin de en yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Klorojenik asit, rutin ve luteolin -7-glikozit infüzyon örneklerinde majör bileşikler olarak tanımlanmıştır. Bu sonuçlar, demleme süresinin sekonder metabolitlerin ekstraksiyon verimini doğrudan etkileyerek hazırlanan infüzyonun hem kimyasal profilini hem de biyolojik etkinlik kapasitesini belirgin biçimde değiştirdiğini göstermektedir.