GÜLDENİZ AKSAN DESTELİ, EBRU DEMİRALAY, TÜRKAN GÜRSU, ALİ AYHAN
Türk Patoloji Dergisi - 2014;30(3):166-170
Amaç: Yapılan birçok epidemiyolojik çalışmada human papilloma virüse bağlı enfeksiyonların servikal preinvaziv ve invaziv lezyonlarda başlıca rolü oynadığı ispatlanmıştır. ASCUS (atypical cells of undetermined significance) tüm servikal sitolojilerin yaklaşık %4-5’inde saptanır. Bu çalışmada sitolojide ASCUS tanısı almış ve kolposkopik biyopsi uygulanmış hastaların biyopsi materyallerinde immünohistokimyasal olarak HPV varlığı araştırıldı. Gereç ve Yöntem: 115 ASCUS tanısı alan hastanın kolposkopik biyopsi ve/veya Loop Electro Excisional Procedure (LEEP) materyalleri değerlendirildi. Tüm materyallere immünohistokimyasal olarak HPV (tip 6,11,16,18,31,33,42,51,52,56 ve 58) uygulandı. Biyopsi sonuçları ile HPV pozitifliği arasındaki ilişki araştırıldı. Bulgular: Çalışma grubundaki hastaların %34,8’inde CIN (Servikal intraepitelyal neoplazi) I, %13’ünde CIN II, % 9,6’sında CIN III, % 42,6’sında servisit saptandı. Olguların 11’inde (% 9,6) HPV immünohistokimyası pozitif olup, 104’ünde (% 90,4) boyanma görülmedi. Kronik servisitlerde pozitif boyanma görülmedi. CIN I tanılı grupta pozitif boyanma oranı %15 (6/34), CIN II tanılı grupta %20 (3/12) ve CIN III tanılı grupta %18,2 (2/9) idi. Sonuç: Çalışmamızda, HPV pozitifliği hem toplamda, hem de biyopsi ile tanımlanmış CIN olgularında literatürde verilen rakamlara göre oldukça düşüktür. Ancak servisit olgularının hiçbirinde boyanma olmamıştır. Sonuç olarak immünohistokimyasal incelemenin HPV tespitinde kullanılmasının uygun bir teknik olmadığı düşünülmüştür.