Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

ASEMPTOMATIK BAKTERİÜRI OLAN GEBELERDEN İZOLE EDİLEN ÜROPATOJENLERİN ANTİMİKROBİYAL DİRENÇ VE ÇOKLU İLAÇ DİRENÇ PROFİLLERİ

Cihat Öztürk, Mustafa Kara, Rukiye Akyol, Memiş Bolacalı

Turkish Journal of Obstetrics and Gynecology - 2025;22(4):321-328

Kırşehir Ahi Evran University Faculty of Medicine, Department of Medical Microbiology, Kırşehir, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışma, gebeliğin ikinci yarısında asemptomatik bakteriüri (ASB) prevalansını değerlendirmek, etken mikroorganizmaları belirlemek ve bunların antimikrobiyal direnç ile çoklu ilaç direnci (MDR) paternlerini incelemek amacıyla Kırşehir, Türkiye'de gerçekleştirilmiştir. Gereç ve Yöntemler: Nisan-Aralık 2024 tarihleri arasında, Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde üriner sistem enfeksiyonu semptomu olmayan 182 gebe kadın taranmıştır. Orta akım idrar örnekleri kültüre alınmış, bakteri izolatları tanımlanmış ve antimikrobiyal duyarlılık testleri BD Phoenix(TM) otomatize sistemi ile yapılmıştır. Veriler, EUCAST 2024 kriterlerine göre yorumlanmıştır. Bulgular: ASB prevalansı %37,36 olarak bulunmuştur. En sık patojen Escherichia coli (%51,47) olup, bunu Candida spp. (%17,65), Klebsiella pneumoniae (%8,82) ve Streptococcus agalactiae (%7,36) izlemiştir. Gram-negatif izolatlarda en yüksek direnç ampisilin (%72,7), sefazolin (%43,2) ve amoksisilinklavulanata (%40,9) karşı belirlenmiş; tüm izolatların amikasin, karbapenemler ve nitrofurantoine duyarlı oldukları saptanmıştır. Gram-pozitif izolatlarda en yüksek direnç moksifloksasin ve tetrasikline (%41,7) karşı görülmüştür. MDR oranları Escherichia coli izolatlarında %20, Klebsiella pneumoniae'de %16,7, Streptococcus agalactiae'de %60 ve Staphylococcus epidermidis'de %66,6 olarak belirlenmiştir. Sonuç: Gebeliğin ikinci yarısında ASB prevalansı yüksek olup, patojenlerin önemli bir kısmı MDR göstermiştir. Bulgular, kültür bazlı tanının ve bölgeye özgü ampirik tedavi yaklaşımlarının önemini ortaya koymaktadır. Ampisilin ve trimethoprim-sülfametoksazole karşı yüksek direnç, ampirik tedavi protokollerinin yerel antibiyogramlara göre güncellenmesi gerektiğini göstermektedir. Antibiyotik yönetiminin güçlendirilmesi ve rutin ASB taramalarının yaygınlaştırılması, maternal-fetal komplikasyonların azaltılması açısından kritik öneme sahiptir.