Furkan AVCI, Alpay TUNÇ, Burçin KARAŞAH ERKEK, Ahmet Aydın ÖZSARAN, Gürdeniz SERİN, Osman ZEKİOĞLU, Zeynep BURAK
Molecular Imaging and Radionuclide Therapy - 2026;35(2):105-113
Amaç: Endometriyal kanser, dünyada kadınlar arasında en yaygın ikinci jinekolojik kanserdir. Endometriyal kanserin biyolojisi nedeniyle, çoğu hasta aşırı kiloludur. Standart alım değeri (SUV) ölçümlerinin, hastanın vücut ağırlığına bağlı olarak değişebileceği bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, aşırı kilolu endometriyal kanserli hastalarda vücut yağsız kütlesine göre ayarlanmış 18F-fluorodeoksiglukoz pozitron emisyon tomografi/bilgisayarlı tomografi (18F-FDG PET/CT) parametrelerinin [yağsız vücut kütlesine göre düzeltme yapılmış standartlaştırılmış alım değeri (SUL) tabanlı ölçütler] konvansiyonel SUV tabanlı parametrelerden daha üstün olup olmadığını araştırmak ve bu parametrelerin progresyon-free survival (PFS) ile ilişkisini incelemektir. Yöntem: Bu retrospektif tek merkezli çalışmada, preoperatif 18F-FDG PET/CT çekimi yapılan ve ardından primer cerrahi uygulanan 73 aşırı kilolu endometriyal kanser hastası dahil edilmiştir. SUV- ve SUL tabanlı metabolik parametreler, histopatolojik risk faktörleriyle karşılaştırılmıştır. ROC analizleri, ayırıcı performansı ve optimal kesme değerlerini belirlemek için yapılmıştır. PFS, Kaplan-Meier analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: SULmean (SULmean), derin miyometrial invazyon, lenfovasküler alan invazyonu, lenf nodu tutulumu ve yüksek tümör derecesi ile anlamlı ilişkiler göstermiştir. ROC analizinde, SULmean, lenf nodu tutulumu için orta derecede ayırt edici bir yetenek göstermiştir (eğri altında alan: 0.78). Ancak, ROC tabanlı SULmean kesme değeri ile gruplar arasındaki PFS, anlamlı şekilde farklılık göstermemiştir (log-rank p=0.46). Sonuç: Yağsız vücut kütlesine göre ayarlanmış PET parametreleri, özellikle SULmean, aşırı kilolu endometriyal kanserli hastalarda konvansiyonel SUV ölçütlerinden daha güçlü bir şekilde olumsuz histopatolojik özelliklerle ilişkilidir. SUL tabanlı parametreler, preoperatif risk değerlendirmesine katkı sağlasa da, hayatta kalma üzerindeki prognostik değerleri belirsizdir.