HAVVA SERAP TORU, ESRA ÇOBANKENT AYTEKİN, CEM YAŞAR SANHAL, SEZİN YAKUT, ZAFER ÇET İN, İBRAHİM İNANÇ MENDİLCİOĞLU, HADİCE ELİF PEŞTERELİ
Türk Patoloji Dergisi - 2018;34(1):100-103
Plasental mezenkimal displazi son zamanlarda farkındalığı artan bir plasental anomalidir. Önceleri parsiyel mol hidatidiform ile karıştırılmıştır. Az bilinen bir klinik antite olduğu için büyük olasılıkla az tanı almış ve aynı zamanda ultrasonografik bulguları trofoblastik hastalıklarla da benzerlik gösterdiği için yanlış tanı konmuştur. Çalışmada 2 olgu üzerinden plasental mezenkimal displazi’nin klinik, makroskopik ve histopatolojik bulgularını ve gebelik üzerine etkileri anlatıldı. Birinci olgu 26 yaşında kardiyovasküler hastalığı olan annenin 32 haftalık preterm bebeğine ait 342 gram plasentadır. İkinci olgu ise trizomi 21 tespit edilen 40 yaşındaki annenin bebeğine ailenin isteği üzerine 19. haftada terminasyon uygulanmıştır. Her iki olguda makroskopik olarak kalın duvarlı damarlar görülmüştür. Işık mikroskopik incelemede hidropik villuslarda periferik yerleşimli, kalın duvarlı damarlar izlenmiş, trofoblastik hücre proliferasyonu görülmemiştir. Bu iki olgu da nadir görülen plasental mezenkimal displazi olgusu olup parsiyel molden ayırıcı tanısı oldukça güçtür. Prenatal değerlendirmede ultrasonografk olarak normal görünümlü fetüsle birlikte plasentada kistik yapılar görüldüğünde ayırıcı tanıda mutlaka plasental mezenkimal displazi düşünülmelidir. Ayrıca plasental mezenkimal displazinin gebelik ilişkili hipertansiyon ile ilişkili olabileceği de akılda tutulmalıdır. Sonuç olarak şunu bilmeliyiz ki “eğer aklımıza gelirse ve biliyorsak, tanı koyabiliriz”.