Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

BATIN PENETRE DELİCİ KESİCİ ALET YARALANMALARININ SELEKTİF TEDAVİSİNDE DENEYİMİMİZ

COŞKUN POLAT, DOĞAN GÖNÜLLÜ, FEZA EKİZ, OKAN DEMİRAY, OSMAN YÜCEL, TAYFUN YÜCEL

Kocatepe Tıp Dergisi - 2003;4(2):39-47

Afyon Kocatepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD AFYON

 

Çalışmanın amacı batın penetre delici kesici alet yaralanması (BPDKAY) olan olgularında selektif tedavinin rolünü araştırmak ve nonterapötik laparotomilere bağlı morbidite ve mortalite değerlerini azaltmak idi. 403 olgunun lokal yara eksplorasyonu (LYE) ile 228 (%56.5)'inde yaranın peritonu geçmediği saptandı. Peritone penetre 175 olgunun hemodinamik olarak stabil olan 114'üne (%65.1) selektif tedavi (ST) uygulanırken; 61 (%34.9) olgu acilen ameliyat edilmiştir. 35 (%57.4) olguda peritoneal irritasyon bulguları ve 26 (%42.6) olguda hemodinamik instabilite vardı. 114 olgunun 35 (%30.7)'i DPL sonucunun ilk altı saatte pozitif bulunması üzerine ameliyat edilmişlerdir. Peritoneal lavaj bulguları şüpheli bulunan hastalar travmadan sonra 72 saat boyunca aynı cerrahi ekip tarafından tekrarlayan fizik muayeneler ve DPL değerleri ile takip edilmişlerdir. Tekrarlanan kan tetkiklerindeki lökosit sayı artışı pozitif olarak kabul edildi. 35 (30.7%) olgunun 28 (80%)'inde içi boş organ yaralanması vardı. 114 olgunun 79'u ise konservatif olarak tedavi edilmişlerdir. 79 olgunun 11'i (%13.9) 8-96 saatlik gecikme sonrası ameliyat edilmişlerdir. Bu yaralanmaların hepsi primer sütür tedavi edilmişlerdir. 3 olguda ileorafi, 3 olguda kolorafi, 4 olguda jejunorafi ve kolorafi, 1 olguda ise duodenorafi ve tüp duodenostomi uygulanmıştır. Geri kalan 68 (%86.1) olgu ise 72 saatlik gözlem sonrası taburcu edilmişlerdir. Ortalama morbidite ve mortalite oranı sırasıyla %6.9ve 0.6 idi. Selektif tedavinin hemodinamik açıdan stabil BPDKAY'lı hastalarda eğitim hastanesi koşullarında güvenli bir şekilde uygulanabileceği sonucuna ulaştık. Bu hastalarda bu yönteme bağlı olarak tedavide herhangi bir gecikme olması durumunda dahi bu mortalite ve morbidite oranlarında herhangi bir artışa neden olmamaktadır.