BATIN VE EKSTREMİTE CERRAHİSİ UYGULANAN OLGULARDA PREOPERATİF PULMONER DEĞERLENDİRME İLE POSTOPERATİF PULMONER KOMPLİKASYONLARIN İLİŞKİSİ

ALİ FİDAN, BENAN ÇAĞLAYAN, BANU SALEPÇİ, ÜLKÜ AKA AKTÜRK, DEMET TURAN, GÜLŞEN SARAÇ, NESRİN KIRAL

Southern Clinics of Istanbul Eurasia - 2010;21(1):1-16

Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği

 

AMAÇ: Bu çalışmada elektif batın ve ekstremite cerrahisi planlanan olgularda preoperatif anamnez, fizik muayene, akciğer grafileri, AKG ve SFT’nin postoperatif pulmoner komplikasyon (PPK) riskini belirlemedeki etkinliği; postoperatif dönemde SFT ve AKG değişimleri; anestezi tipi ve operasyon yerinin PPK gelişimindeki etkisi değerlendirildi. YÖNTEMLER: Hastanemizde 30’una batın, 30’una ekstremite operasyonu planlanan toplam 60 olgu prospektif olarak incelendi. Heriki grubun preoperatif ve postopreatif klinik, radyolojik ve laboratuar bulguları PPK açısından değerlendirildi. İstatistiksel analizlerde ki-kare, Mann-Whitney-U ve Wilcoxon testleri kullanıldı. BULGULAR: Olguların 36(%60)’sı erkek, 24(%40)’ü kadın, yaş ortalaması 42,62±16,61 idi. Batın operasyonu, VKİ>27, sigara>20 paket-yılı, ek hastalık, solunumsal semptom varlığı, anormal akciğer grafi bulguları, ASA sınıfı>I, ileri yaş, MVV düşüklüğü ve RV/TLC yüksekliği PPK gelişimi üzerinde etkili olarak bulundu. Batın grubunda 8(%26,7) olguda, ekstremite grubunda ise sadece 1(%3,3) olguda PPK izlendi. (p<0,05 OR=10,54 %95 GA: 1,22-90,66). Batın operasyonu sonrasında FVC, FEV1, FEF25-75, PEF, RV, DLCO ve PEmax’ta, PaO2 ve SaO2’de istatistiksel anlamlı azalma olurken ekstremite operasyonu sonrasında sadece DLCO’daki azalma anlamlıydı. SONUÇ: Sonuç olarak batın operasyonlarında PPK riski anlamlı derecede yüksektir. PPK riskini belirlemede SFT ve AKG gibi ileri teknik donanım gerektiren yöntemler olmaksızın ASA sınıflaması, VKİ, respiratuar semptom ve sigara öyküsü ile akciğer grafisi kullanılarak yeterli önfikir edinilebilir. Gerek duyulduğunda MVV ve RV/TLC risk açısından uyarıcı olabilir.