Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

BELL PARALİZİ OLAN HASTALARDA İNFLAMATUAR BELİRTEÇLERİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

RAMAZAN ÖÇAL, SELDA KARGIN KAYTEZ, BEHİYE AKÇAALAN BAYRAM, MUSTAFA İBAS, HATİCE ÇELIK

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi - 2021;54(1):107-111

S.B.Ü. Ankara Eğitim ve Araştirma Hastanesi KBB Kliniği, Ankara, Türkiye

 

AMAÇ: İnflamasyon temeline dayandırılan Bell paralizide NLR(nötrofillenfosit oranı), PLR(platelet-lenfosit oranı), MPV (ortalama platelet hacmi), RDW (kırmızı hücre dağılım genişliği) ve PDW (platelet dağılım genişliği) değerlerinin prognostik önemlerinin ve eğer varsa birbirlerine üstünlüklerinin olup olmadığının belirlenmesidir GEREÇ VE YÖNTEM: Kliniğimize başvuran ve Bell paralizi tanısı konan 52 hastanın ve rutin sağlık taraması için polikliniğe başvuran ve hasta grubu ile cinsiyet açısından benzer 52 bireyden oluşan kontrol grubunun dosyaları retrospektif olarak incelenerek gerçekleştirildi. Kliniğimizde hastaların fasiyal paralizilerinin dereceleri iki ayrı Kulak Burun boğaz uzmanı tarafından House-Brackmann sınıflamasına göre yapılmaktadır. Klinik olarak bütün hastalara standart tedavi uygulanmaktadır. Travma, Ramsey-Hunt sendromu, akut veya kronik otitis media ve tümöre bağlı fasiyal paralizisi olanlar çalışma dışı bırakıldı. Hastaların tam kan sayımı incelemesinden PDW, RDW, MPV değerleri bakılarak; NLR ve PLR ise hesaplanarak tedavi ve kontrol grubu ile tedaviye yanıt veren ve vermeyen gruplar arasında karşılaştırması yapılmıştır. BULGULAR: Hasta grubunda ortalama yaş 53.38± 8.31 iken, kontrol grubunda 36.50 ± 11.34 idi. Ortalama lenfosit düzeyi hasta grubunda 2.83±1.13 bulunurken, kontrol grubunda 2.25±0.65 olarak bulundu ve iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark izlendi (p=0.002). MPV, RDW, PDW değerleri açısından hasta grubu ve kontrol grubu arasında arasında istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi. Bu parametrelerin başvuru anındaki değerlerinin prognostik önemi açısından bakıldığında tedaviye yanıt veren ve vermeyen gruplar arasında da istatistiksel olarak anlamlı fark görülmedi. Son olarak hasta grubunda NLR 1.85 ± 0.80, kontrol grubunda 2.07 ± 0.85, yine hasta grubunda PLR 109.91 ± 39.32, kontrol grubunda 124.19 ± 40.25 izlendi ve her 2 parametre açısından da hasta ve kontrol grubu ile tedaviye yanıt veren ve vermeyen gruplar arasında istatistiksel anlamlı fark gözlenmedi. SONUÇ: İnflamatuar parametreler Bell paralizide kesin parognostik belirteç değildir ancak literatüre bakıldığında bazılarının mikrovasküler hasar ve artmış inflamasyonla ilişkili olduğu söylenebilir. Dolayısıyla bu hastalarda hastalığın patogenezinin yapılacak çalışmalarla daha iyi ortaya konması ve prognozu belirleyebilecek farklı parametrelerin araştırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.