BEYİN OMURİLİK SIVISINDAN İZOLE EDİLEN BAKTERİYEL MENENJİT ETKENLERİ VE ANTİMİKROBİYAL DİRENÇ PROFİLLERİ

Zeliha Seyfi ŞANDA, Ayşe Ulusoy KARACA

Sağlık Bilimlerinde Değer - 2026;16(2):193-199

Department of Medical Microbiology, University of Health Sciences, Bursa High Specialization Training and Research Hospital, Bursa, Türkiye

 

Amaç: Menenjit, beyni ve omuriliği saran meninkslerin inflamasyonu ile karakterize ciddi bir enfeksiyondur. Bakteriyel menenjit, genellikle akut başlangıçlıdır ve yüksek morbidite ile mortaliteye yol açar. Bu sebeple erken tanı ve etkin tedavi son derece önemlidir. Bu çalışmanın amacı, hastanemizdeki bakteriyel menenjit etkenlerinin sıklığını ve antimikrobiyal direnç profillerini belirleyerek ampirik tedaviye rehberlik etmektir. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2019 ile Aralık 2024 tarihleri arasında hastanemiz Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı'na gönderilen beyin omurilik sıvısı (BOS) kültürleri retrospektif olarak analiz edilmiştir. Bakteriyel tanımlama ve antimikrobiyal duyarlılık testleri otomatize sistemlerle gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Çalışmada 1908 hastaya ait 4101 BOS örneği değerlendirilmiş, %11,48'inde bakteriyel üreme görülmüştür. En sık izole edilen bakteriler Staphylococcus epidermidis (%29,36), Acinetobacter baumannii (%11,06), Klebsiella pneumoniae (%8,94) ve Staphylococcus aureus (%7,66) olarak saptanmıştır. S. aureus izolatlarının %38,89'unda, koagülaz negatif stafilokokların (KNS) ise %82,35'inde metisilin direnci saptanmıştır. Escherichia coli izolatlarının %66,67'sinde, K. pneumoniae izolatlarının ise %90,48'inde genişlemiş spektrumlu betalaktamaz pozitifliği tespit edilmiştir. Meropenem direnci K. pneumoniae izolatlarının %52,38'inde, A. baumannii izolatlarının %76,92'sinde ve Pseudomonas aeruginosa izolatlarının %20'sinde tespit edilirken, E. coli izolatlarında meropenem direnci gözlenmemiştir. Sonuç: Çalışmamızda en sık izole edilen etkenin KNS olduğu ve bunu sırasıyla A. baumannii, K. pneumoniae, S. aureus'un izlediği görülmüştür. Özellikle A. baumannii ve K. pneumoniae izolatlarında yüksek karbapenem direnci, ampirik tedavi seçiminde önemli bir sorun oluşturmaktadır. Bu durum uygun antibiyotik seçiminde mikrobiyolojik verilerin önemini göstermektedir. Her kurumun kendi yerel patojenlerini ve antimikrobiyal direnç oranlarını belirli zaman aralıklarıyla belirleyerek seçilecek antibiyoterapide yönlendirici olması önemlidir.