ERDİ TANGOBAY, ERDEM BİRGİ, ÖNDER ERASLAN, ONUR ERGUN, HASANALİ DURMAZ, AZAD HEKİMOĞLU, TUĞBA TAŞKIN TÜRKMENOĞLU, BAKİ HEKİMOĞLU
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2022;48(1):91-97
Bu çalışmada, perkütan transtorasik akciğer biyopsi (PTAB) işlemi yapılan hastalarda pnömotoraks oranlarımızı ve pnömotoraks ile ilişkili risk faktörlerinin değerlendirilmesini amaçladık. Kliniğimizde yapılan 754 PTAB işlemine ait radyolojik görüntüler, raporları ve patoloji sonuçları retrospektif olarak incelendi. Pnömotoraks ve pulmoner hemoraji (PH) insidansı ve PH tipleri belirlendi. Biyopsi ilişkili pnömotoraks 143 hastada (%42,56) saptandı. Bu hastaların 130’unda (%90,91) ek tedavi gerekmezken, 13’ünde (%9,09) kateter drenajı uygulandı. Hastaların 153’ünde (%45,54) PH olup 124 hastada (%36,91) tip 1 (trakt hemorajisi), 29 hastada (%8,63) tip 2 (perilezyon hemorajisi) hemoraji mevcuttu. Amfizem varlığı, plevra-lezyon mesafesinin artması, plevra-cilt mesafesinin azalması, işlem sırasında iğne ile fissür geçilmesi, lezyonun perifissürel yerleşimli olması pnömotoraks riskini artıran faktörler olarak bulundu (sırasıyla p<0,001, p<0,001, p=0,007, p=0,017, p= 0,034). PH varlığı ve tipi ile pnömotoraks sıklığı arasında ilişki saptanmadı. Ancak trakt hemorajisinin, pnömotoraks gelişen hastalarda göğüs tüpü yerleştirilmesi için koruyucu faktör olduğu görüldü. PTAB akciğer kitlelerinin tanısında kabul edilebilir komplikasyon oranlarıyla güvenli ve etkili bir yöntemdir. PTAB’ye sekonder gelişen trakt hemorajisi, total pnömotoraks oranını azaltmasa da, kateterizasyon ihtiyacını minimize etmektedir.