BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ ÜROGRAFİDE KONTRASTLANMA MİKTARININ MESANE KANSERİNDE TÜMÖR DERECESİNİ VE KAS İNVAZYONUNU TAHMİN ETMEDEKİ PROGNOSTİK DEĞERİ

Gökhan ŞAHİN, Arif KOL, Mustafa TIPIRDAMAZ, Mustafa GÖK

Grand Journal of Urology - 2026;6(2):68-74

Department of Urology, Aydın State Hospital, Aydın, Türkiye

 

Amaç: Çalışmanın amacı, hematüri nedeniyle preoperatif dönemde gerçekleştirilen bilgisayarlı tomografi (BT) -ürografi incelemesinde mesane tümörlerinin kontrast tutulum düzeyinin; tümör derecesi, tümöral nüks ve kas invazyonu ile ilişkisini değerlendirmektir. Gereçler ve Yöntemler: Şubat 2022 - Şubat 2023 tarihleri arasında mesane kanseri tanısı almış 70 hasta prospektif olarak çalışmaya dahil edildi. Tüm hastalara preoperatif BT-ürografi uygulandı. Kontrastsız ve nefrogram fazlarındaki görüntülerde, mesane tümöründen Hounsfield unit (HU) cinsinden ölçümler yapıldı. Bu iki değer arasındaki fark kontrast tutulum miktarı olarak tanımlandı. Elde edilen veriler, tümör derecesi (yüksek/düşük), nüks gelişimi ve kas invazyonu ile istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Bulgular: Yüksek dereceli tümör tespit edilen 46 hastada kontrast tutulum değeri, düşük dereceli 24 hastaya kıyasla anlamlı derecede daha yüksek bulundu (28.9 +/- 11.8 HU vs. 17 +/- 10.3 HU; p <0.01). Tümöral nüks gelişen 16 hastada kontrastlanma miktarı, nüks gözlenmeyen hastalara göre anlamlı düzeyde daha yüksekti (30.3 +/- 10.5 HU vs. 23.2 +/- 12.8 HU; p <0.05). Kas invaziv tümörlerde kontrast tutulum değeri, yüzeyel tümörlere göre anlamlı derecede yüksek bulundu (41.75 +/- 4.8 HU vs. 22.6 +/- 11.6 HU; p <0.01). ROC analizi sonucunda; yüksek ve düşük dereceli tümörleri ayırt etmede 19.5 HU (duyarlılık: %80, özgüllük: %75), kas invazyonunu ayırt etmede ise 36 HU (duyarlılık: %100, özgüllük: %84) eşik değerleri saptandı. Çok değişkenli lojistik regresyon analizine göre, kontrast tutulumu yüksek dereceli mesane tümörleri için bağımsız bir risk faktörü olarak saptanmıştır (OR = 1.09, %95 GA: 1.031-1.152, p = 0.02). Sonuç: Mesane tümörlerinde BT-ürografi tetkiki ile saptanan kontrastlanma miktarı, tümör derecesi ve kas invazyonu ile anlamlı ilişki göstermektedir ve nüks gelişen hastalarda daha yüksek değerler izlenmiştir. Daha geniş hasta serileri ile yapılacak ileri düzey çalışmalar, bu yöntemin cerrahi öncesi risk sınıflamasında biyogösterge olarak kullanımını destekleyebilir.