Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

BİLİYER ATREZİLİ OLGULARDA KASAİ AMELİYATI SONRASI SAĞKALIMI ÖNGÖREBİLECEK ERKEN BELİRTEÇLERİN İNCELENMESİ

İlker Zeki ARUSOĞLU, Saniye EKİNCİ, İbrahim KARNAK, Arbay Özden ÇİFTÇİ, Cahit Feridun TANYEL, Mehmet Emin ŞENOCAK

Ahi Evran Tıp Dergisi - 2026;10(1):32-38

Bursa City Hospital, Department of Pediatric Surgery, Bursa, Türkiye.

 

Amaç : Kasai yöntemi ile yapılan portoenterostomi (KPE), biliyer atrezi olgularının tedavisinde öncelikli seçenek olmaya devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, KPE yapılan olgularda, hangi erken belirteçlerin prognozu belirlemede değerli olabileceğini tespit etmektir. Araçlar ve Yöntem : Merkezimizde 2000 ile 2012 yılları arasında bu yöntem ile ameliyat edilen 35 olgunun bilgileri geriye dönük olarak incelendi. Karaciğer nakli gerektiren veya ölen olgular kötü prognoz grubu (KPG)(n=21); ameliyat sonrası kendi karaciğer dokuları ile hayatını devam ettirebilen olgular ise İyi Prognoz Grubu (İPG) (n=14) olarak tanımlandı. Olguların demografik verileri, ameliyat öncesi ve sonrasına ait karaciğer işlev test sonuçları ve patoloji raporları incelendi. Karşılaştırmalar için parametrik olmayan testler ve sınır değerlerinin tespiti için de alıcı işletim karakteristiği (ROC) testi kullanıldı. Bulgular : Ameliyat sonrasında toplam bilirubin (TB) ve direkt bilirubin (DB) seviyeleri sırasıyla KPG'de 10.9 (6.6 -22.3) mg/dL ve 8.6 (5.1 -16.1) mg/dL; İPG'de ise 8.3 (4.0 -14.2) mg/dL ve 5.7 (2.9 -10.2) mg/dL olarak ölçüldü. Her iki bilirubin düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edildi (p=0.004, p=0.003). Alıcı işletim karakteristiği testinde; TB için 8.84 mg/dL sınır değer seçildiğinde duyarlılık %75 ve özgüllük %62; DB için 7.21 mg/dL sınır değer seçildiğinde duyarlılık %78.6 ve özgüllük %65 olarak tespit edildi. Duktal plak malformasyonu (DPM) varlığı İPG'de 4 olguda (% 29) raporlanırken, KPG'ne dahil olan olguların hiçbirinde görülmedi ve istatistiksel olarak anlamlı saptandı (p=0.047). Sonuç : Ameliyat sonrası erken dönemde ölçülen DB ve TB seviyeleri, iyi prognozu işaret eden güvenilir belirteçler olarak değerlendirilebilir. Duktal plak malformasyonu varlığı da anlamlı bulunmuştur; ancak önemini açığa çıkarmak için daha büyük vaka gruplarını içeren çalışmalarla değerlendirilmesi gerekmektedir.