Rasim COŞKUN, Fatih ŞANTAŞ
Hacettepe Sağlık İdaresi Dergisi - 2026;29(3):613-630
Bu çalışmanın amacı, bir kamu hastanesinden ayaktan sağlık hizmeti alan kişilerin ötanazi hakkındaki bilgi düzeylerinin ve görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından literatürden yararlanılarak hazırlanan anket kullanılmıştır. Hazırlanan anket, bir kamu hastanesinden hizmet alan 704 kişiye uygulanmıştır. Verilerin analizinde ki-kare testi kullanılmıştır. Analizler sonucunda katılımcılar; ötanazinin tıbbi uygulama olduğunu, ötanazi uygulamalarının kişilerin tıbba olan güvenlerini sarsmayacağını, ölümcül bir hastalığa yakalanmış ve tıbbi yöntemlerle iyileşmesi imkânsız olan kişinin ölüm isteğinin yerine getirilmemesi gerektiğini, ölümcül bir hastalığa yakalanmış kişilerin yaşamına son vermeyi isteme haklarının olmaması gerektiğini ve bu kişilere nafile tedavi verilmemesi gerektiğini düşünmektedir. Ayrıca katılımcılar iyileşme ihtimali olmayan kişinin ve kendilerinin yaşam destek ünitesinden ayrılmaması gerektiği, iyileşme ihtimalinin olmadığı bir hastalığa yakalanılması durumunda kendileri için ötanazi kararını vermeyeceklerini ancak kendileri için nafile tedavinin verilmemesi gerektiği fikrindedir. Katılımcıların %64,2'si Türkiye'de ötanazinin yasal olmaması gerektiğini belirtmektedir. Bu düşüncelerinin sebebi olarak kişilerin %50'si dini nedenleri gerekçe göstermiştir. Araştırmada kişilerin %35'i ötanazi uygulamasının yasal olması gerektiğini ifade etmiştir. Ötanazinin Türkiye'de yasal olmasını isteyen kişiler; ötanazi kararının hasta tarafından verilmesi, ötanazinin şiddetli acı çeken ve/veya beyin ölümü gerçekleşmiş kişilere uygulanması ve ötanazinin hekim tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği düşüncesindedir. Ayrıca ötanazi uygulamasına; sağlık sigortası olmayan, çalışmayan, aylık geliri düşük olan ve şu an bakım verdikleri yatalak bir yakını olan kişiler daha olumlu bakmaktadır. Bu nedenle dezavantajlı konumdaki bu kişilerin desteklenmesinin ve hasta bakım sürecinde daha fazla maddi ve manevi destek verilerek bu kişilerde ötanazi algısına neden olan şartlarda iyileşme sağlanmasının gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle ötanazinin uygulandığı ülkelerin derinlemesine incelendiği ve ötanazi ile ilgili olarak paydaşların (hekim ve sağlık çalışanları, din adamları, sivil toplum kuruluş yöneticileri, akademisyenler vb.) görüşlerinin alındığı nitel ve nicel çalışmalar yapılması önerilmektedir.