Serenat ERİŞ YALÇIN
Bozok Tıp Dergisi - 2026;16(3):540-548
Amaç: Bu çalışmanın amacı, birinci trimester maternal hemoglobin düzeyleri ile preeklampsi şiddeti arasındaki ilişkiyi değerlendirmek ve erken bir öngörü belirteci olarak potansiyel rolünü araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif kohort çalışmaya, üçüncü basamak bir merkezde preeklampsi tanısı almış 180 gebe dahil edildi. Hastalar hafif (n=131) ve şiddetli preeklampsi (n=49) olarak sınıflandırıldı. Birinci trimester hemoglobin düzeyleri, laboratuvar parametreleri ve klinik özellikler gruplar arasında karşılaştırıldı. Şiddetli preeklampsinin bağımsız belirleyicilerini saptamak amacıyla çok değişkenli lojistik regresyon analizi yapıldı. Birinci trimester hemoglobin düzeylerinin prediktif performansı ROC analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Şiddetli preeklampsi gelişen hastalarda birinci trimester hemoglobin düzeyleri, hafif olgulara kıyasla anlamlı derecede daha düşüktü (10,9 vs 12,7 g/dL, p<0,001). Birinci trimester anemisi (Hb <11 g/dL) şiddetli grupta daha sık saptandı (%58,3 vs %23,8, p<0,001). Maternal yaş, vücut kitle indeksi, gravida, parite ve demir tedavisi için düzeltme yapıldıktan sonra da anemi, şiddetli preeklampsinin bağımsız bir prediktörü olarak kaldı (düzeltilmiş olasılık oranı 3,83, %95 güven aralığı 1,54-9,48, p=0,0038). Doğum anındaki hemoglobin düzeyleri ve gebelik boyunca hemoglobin değişimi hastalık şiddeti ile ilişkili bulunmadı. ROC analizinde orta düzeyde prediktif performans saptandı (eğri altındaki alan=0,678) ve optimal kesim değeri 11 g/dL olarak belirlendi (duyarlılık %63, özgüllük %72). Sonuç: Birinci trimester anemisinin preeklampsi şiddeti ile ilişkili olabileceği ve doğrudan nedensel bir faktörden ziyade erken bir risk belirteci olarak işlev görebileceği düşünülmektedir. Erken dönemde hemoglobin değerlendirmesi, şiddetli hastalık açısından artmış risk taşıyan hastaların belirlenmesine yardımcı olabilir ve klinik risk sınıflamasına katkı sağlayabilir.