AHMET ÖKTEM, AYŞEGÜL ZENCİROĞLU, DUYGU BİDEV, AHMET ÖZYAZICI, ÇİĞDEM ÜNER, SEDA AYDOĞAN, DİLEK DİLLİ
Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi - 2020;53(3):155-159
AMAÇ: Akciğerlerin değerlendirilmesinde öneme sahip olan ultrasonografinin, yenidoğanda kullanımı son yıllarda artmıştır. Bu çalışmada akciğer ultrasonografisinin bronkopulmoner displazi tanılı yenidoğan hastalardaki bulguları değerlendirildi. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya yenidoğan kliniğinde takip edilen, hafif BPD (10 olgu), orta BPD (10 olgu) ve ağır BPD (10 olgu) kliniği olan toplam 30 olgu alındı. Tüm olgular akciğer ultrasonografisi ile değerlendirildi. Ultrasonografik bulgular kaydedildi. BULGULAR: Çalışmaya alınan 30 vakanın (14 kız ve 16 erkek) gebelik haftası ortanca değeri 294 (261-312) hafta, doğum ağırlıkları ortalaması 1161,2±313,1 (minimum:670 gram-maksimum:1950 gram) gramdı. Hastaların akciğer ultrasonografik incelemesinde tüm gruplarda (hafif BPD, orta BPD ve ağır BPD) B çizgileri, alveolar interstisyel sendrom, konsolidasyon, sınırlı normal alanlar ve plevral çizgi düzensizlikleri tespit edilirken normal akciğer dokusundaki A çizgilerinde azalma bulguları görüldü. Konsolidasyon, sınırlı normal alanların dağılımı ve plevral çizgi düzensizliği açısından gruplar arasında anlamlı fark yokken, BPD kliniğinin ağır olduğu olgularda B çizgilerinde artışla birlikte A çizgilerinde azalma (p=0,014) ve alveolar interstisyel sendromda artış (p=0,008) tespit edildi. SONUÇ: Akciğer ultrasonografisinin direk grafi gibi radyasyon içermemesi, yatakbaşı tekrarlayan seferler uygulanabilmesi, pratik ve kolay ulaşılabilir olması önemli avantajlarıdır. Yararları göz önüne alındığında akciğer ultrasonografisinin bronkopulmoner displazinin tanı ve takibinde kullanılması faydalı olacaktır. Bu amaçla yenidoğan yoğun bakım servislerinde daha sık akciğer ultrasonografisi kullanımı önerilmektedir.