Meriç COŞKUN, Mehmet Muhittin YALÇIN, Başak BOLAYIR, Begüm ALGÜL, Mustafa AKHOROZ, Mehmet Feyiz ALTINSOY, Afruz BABAYEVA, Alev Eroğlu ALTINOVA, Müjde AKTÜRK, Ayhan KARAKOÇ, Sinan SÖZEN, Aylar POYRAZ, Füsun BALOŞ TÖRÜNER
Gazi Medical Journal - 2026;37(3):407-410
Amaç: Büyük adrenal tümörler (>=8 cm), yüksek malignite riski ile ilişkilidir; ancak patolojik dağılımları merkezler arasında farklılık gösterebilmektedir. Uygun cerrahi karar verme süreci için bu tümörlerin klinik ve biyokimyasal özelliklerinin net olarak ortaya konulması önemlidir. Bu çalışmada, >=8 cm adrenal tümörlerin klinik prezentasyonu, hormonal aktivitesi, cerrahi yönetimi ve histopatolojik sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntemler: Bu retrospektif çalışmaya, üçüncü basamak bir endokrinoloji merkezinde adrenalektomi uygulanan ve histopatolojik incelemede tümör boyutu >=8 cm olarak saptanan hastalar dahil edildi. Demografik özellikler, hormonal değerlendirme sonuçları, radyolojik bulgular ve takip verileri analiz edildi. Bulgular: Çalışmaya 26 hasta (ortalama yaş 50,85 +/- 13,04 yıl; %57,7 kadın) dahil edildi. Tümörler olguların %46,2'sinde insidental olarak saptandı. Hastaların %46,2'sinde hormonal hipersekresyon mevcuttu ve en sık görülen hormonal aktivite katekolamin fazlalığıydı (%34,6). En sık histopatolojik tanı feokromositoma (%38,5) olup, bunu adrenokortikal karsinom (%15,4) izledi. Tüm kitlelerin %46,2'si malign özellikteydi. Malign tümörler benign tümörlere göre anlamlı olarak daha büyüktü (p = 0,041). Laparoskopik adrenalektomi uygulanan lezyonlerin boyutu, açık cerrahi uygulananlara göre anlamlı derecede daha küçüktü (p = 0,003). Takip sürecinde malign olguların %58,3'ünde metastaz gelişirken, iki hastada remisyon sağlandı. Sonuç: >=8 cm adrenal tümörler belirgin klinik ve patolojik heterojenite göstermektedir. Tümör boyutu malignite ile ilişkili olmakla birlikte, üçüncü basamak merkezlerde feokromositomanın yüksek prevalansı kapsamlı biyokimyasal değerlendirmenin önemini ortaya koymaktadır. Bu hastaların yönetimi yalnızca tümör boyutuna dayanılarak değil, multidisipliner bir yaklaşımla bireyselleştirilmelidir.