Selcuk SAVAS, Ahmet Kaan ÇITAK, Damla KORKMAZ, Mehmet Anıl AKKAYA, Ebru Kucukyilmaz IZGİ, Merve AKCAY
International Archives of Dental Sciences - 2026;47(2):121-132
GİRİŞ: Lisans düzeyindeki diş hekimliği eğitimi sırasında kazanılan büyük azı keser hipomineralizasyonu (BAKH) ile ilgili bilgi ve farkındalık, gelecekteki klinik uygulamaları doğrudan etkilemektedir. Bu kesitsel çalışmanın amacı, son sınıf diş hekimliği öğrencilerinin BAKH konusundaki bilgi ve farkındalık düzeylerini değerlendirmektir. GEREÇ ve YÖNTEM: Daha önce geçerliliği kanıtlanmış bir anket, beşinci sınıf diş hekimliği öğrencilerine yüz yüze uygulanmıştır. Anket; BAKH'nın tanısı, prevalansı, etiyolojisi ve yönetimini kapsayan bilgi ve farkındalık düzeylerini değerlendirmiş ve iki bölümden oluşmuştur: bilgi/farkındalık ve klinik uygulama. Tüm yanıtların analizinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. BULGULAR: Çalışmaya, katılım kriterlerine uygun 320 öğrenciden 297'si katılmıştır (%92,8) ve tüm katılımcıların BAKH hakkında bilgisi olduğu saptanmıştır (%100). Öğrencilerin çoğu teorik bilgiye sahip olmasına rağmen, yalnızca %16,8'i BAKH tanısı koyma konusunda kendini çok yeterli hissettiğini belirtmiş, %66,3'ü ise BAKH'u benzer mine defektlerinden ayırt etmede zorluk yaşadığını ifade etmiştir. Sarı/kahverengi opasiteler en sık tanınan lezyonlar olup (%49,5), öğrencilerin %28,1'i birinci daimî molarlar ve kesici dişler dışında da BAKH benzeri defektler gözlemlediğini bildirmiştir. Genetik yatkınlık en sık seçilen etiyolojik faktör olmuştur (%88,6). BAKH'lu dişlerde en çok tercih edilen restoratif materyal kompozit rezin iken, hassasiyetin yönetiminde desensitize edici diş macunları (%73) ve flor uygulamaları (%70-56) yaygın olarak tercih edilmiştir. Öğrencilerin neredeyse tamamı, özellikle tanı (%83,8) ve tedavi (%82,5) alanlarında BAKH'a yönelik ek klinik eğitime ihtiyaç duyduklarını belirtmiştir. SONUÇ: Son sınıf diş hekimliği öğrencileri BAKH konusunda yüksek farkındalık düzeyine sahip olmakla birlikte, tanısal güven, benzer mine defektlerinden ayırt etme ve pratik klinik yönetim alanlarında eksiklikler bulunmaktadır.