BÜYÜK DAMAR OKLÜZYONUNA BAĞLI İNMEDE MEKANİK TROMBEKTOMİ SONRASI HASTANE İÇİ MORTALİTE VE İŞLEM SONRASI RADYOLOJİK İNTRAKRANİYAL KANAMA İLE İLİŞKİLİ KLİNİK VE LABORATUVAR FAKTÖRLER: RETROSPEKTİF KOHORT ÇALIŞMASI

Remzi ÇETİNKAYA, İsmail BAŞASLAN, Mehmet ÖZEL, Songül ARAÇ, Fırat KARAASLAN, Şükrü KOÇKAN

Kocaeli Medical Journal - 2026;15(2):111-119

Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Acil Tıp Kliniği, Diyarbakır, Türkiye

 

Giriş: Bu çalışma, büyük damar oklüzyonuna bağlı inme nedeniyle endovasküler trombektomi uygulanan hastalarda hastane içi mortalite ve tedavi sonrası radyolojik intrakraniyal kanama ile ilişkili başvuru, işlem ve laboratuvar parametrelerini belirlemeyi amaçladı. Yöntem: 1 Ocak 2023 ile 1 Ocak 2026 tarihleri arasında trombektomi uygulanan 348 erişkin hastanın tıbbi kayıtları incelendi. Büyük damar oklüzyonu kraniyal bilgisayarlı tomografi anjiyografi ile doğrulandı. Değerlendirilen sonlanımlar hastane içi mortalite ve işlem sonrası görüntülemede saptanan herhangi bir radyolojik intrakraniyal kanama idi; semptomatik ve asemptomatik kanamalar ayrı ayrı değerlendirilmedi. Aday değişkenlerin sonlanımlarla bağımsız ilişkileri çok değişkenli lojistik regresyon analiziyle değerlendirildi. Seçilmiş sürekli değişkenlerin ayırt edici gücü alıcı işletim karakteristiği analizi ile incelendi. Bulgular: Hastane içi mortalite 126 hastada, işlem sonrası radyolojik intrakraniyal kanama ise 130 hastada (%37,4) saptandı. Mortalite modelinde başvuru NIHSS skoru, işlem sonrası radyolojik intrakraniyal kanama, glukoz ve üre hastane içi ölüm ile bağımsız olarak ilişkili bulundu. Radyolojik intrakraniyal kanama modelinde ise başvuru NIHSS skoru, semptom başlangıcından arteriyel ponksiyona kadar geçen sürenin uzun olması, intravenöz tromboliz ve hipertansiyon kanama ile bağımsız olarak ilişkili kaldı. NIHSS skoru mortalite için en güçlü ayırt edici performansı gösterdi. Radyolojik intrakraniyal kanama için hs-cTnT en yüksek tek değişkenli AUC değerine sahipti; ancak çok değişkenli düzeltme sonrasında bağımsız ilişki göstermedi. Sonuç: Büyük damar oklüzyonuna bağlı inme nedeniyle trombektomi uygulanan hastalarda erken olumsuz sonuçlar temel olarak nörolojik şiddet, hemorajik komplikasyon, metabolik stres, vasküler risk profili ve tedavi gecikmesi ile ilişkiliydi. Bu bulgular erken risk değerlendirmesine katkı sağlayabilir; ancak dış kohortlarda doğrulanmalıdır.