Yusuf ATAN, Muhammed Fatih YAMAN, İbrahim UZUNLU, Hüseyin Çağrı ŞAHİN, Muhammed ODUNCU, Mehmet Ali YILDIZ, Mustafa Bilal CEYLAN, Serkan BAYRAM
Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(10):1243-1249
AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, büyük eklem çıkığı olgularıyla ilgili tıbbi malpraktis davalarının özelliklerini incelemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmada, 2018 ile 2024 yılları arasında sonuçlanan tıbbi malpraktis içeren büyük eklem çıkığı olgularını analiz etmek üzere veri tabanımız kullanılmıştır. Her olgu için eksiksiz ve ayrıntılı bir veri seti toplanmıştır. Bu veriler arasında hastaların demografik bilgileri (yaş ve cinsiyet), çıkığın anatomik konumu (ayak bileği, diz, kalça, el bileği, dirsek, omuz ve akromiyoklavikular eklem), çıkığın altta yatan nedeni, talebin gerekçeleri, olası komplikasyonlar ve her olgunun kendine özgü özellikleri yer almaktadır. BULGULAR: Bu retrospektif çalışmada, 2018 ile 2024 yılları arasında Adli Tıp Kurumu'na sevk edilen 64 büyük eklem çıkığı olgusu analiz edildi. Hastaların ortalama yaşı 30.21+/-15.3 yıl idi ve %60.9'u erkek, %39.1'i kadın idi. Üst ekstremite çıkıkları olguların %78.1'ini oluşturuyordu ve en sık görülen bölge dirsek idi. Hastalar üniversite hastanelerinde (%12.5), eğitim ve araştırma hastanelerinde (%57.8) ve özel hastanelerde (%29.7) tedavi görmüştü. Kırkaltı hastada (%71.8) komplikasyon gözlendi ve en sık görülen komplikasyon eklem hareket kısıtlılığıydı. En yaygın şikayet gecikmiş tanı (%37.5) idi; bunu uygun olmayan postoperatif yönetim ve ihmal izledi. Kurul, olguların %35.9'unu malpraktis olarak değerlendirdi ve konservatif tedavi ile malpraktis arasında anlamlı bir ilişki olduğunu belirledi. Yirmi iki olguda tıbbi malpraktis kararında hekim suçlu bulunurken, bir olguda ise malpraktis bir sağlık çalışanına atfedildi. SONUÇ: Büyük eklem çıkığı olgularında malpraktis davalarının başlıca nedenleri geç teşhis ve yetersiz ameliyat sonrası bakımdı. Konservatif tedavi, yüksek malpraktis oranlarıyla ilişkilendirildi. Tıbbi malpraktis riskini azaltmak için erken teşhis yöntemlerinin standartlaştırılması ve kapsamlı bir ameliyat sonrası takip yapılması gerekmektedir.