CANLI VERİCİLİ KARACİĞER NAKLİ SONRASI GELİŞEN NON-ANASTOMOTİK BİLİYER DARLIKLARDA DARLIK LOKALİZASYONU ERCP BAŞARISINI ÖNGÖREBİLİR Mİ? BUİS SINIFLAMASINA DAYALI BİR ANALİZ

Berk BAŞ, Ömer KÜÇÜKDEMİRCİ, Halil ŞAHİN

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2026;52(1):1-9

Adnan Menderes University, Faculty of Medicine, Department of Gastroenterology, Aydın, Türkiye

 

Non-anastomotik biliyer darlıklar (NAD), canlı vericili karaciğer nakli (CVKN) sonrası gelişen en zorlu biliyer komplikasyonlardan biridir ve endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi (ERCP) tedavi sonuçları oldukça heterojendir. ERCP ilk basamak tedavi olarak kabul edilmesine rağmen, darlığın anatomik yerleşiminin endoskopik tedavi başarısı üzerindeki etkisi tam olarak ortaya konulamamıştır. Bu çalışmanın amacı, Buis sınıflamasına göre belirlenen darlık lokalizasyonunun, CVKN sonrası gelişen NAD olgularında ERCP başarısını öngörmedeki değerini araştırmaktır. Bu retrospektif tek merkezli çalışmada, Ocak 2020 ile Ocak 2025 tarihleri arasında karaciğer nakli sonrası biliyer darlık nedeniyle ERCP uygulanan canlı vericili karaciğer nakli alıcıları değerlendirildi. Nakil sonrası biliyer darlığı bulunan toplam 124 hastanın 44'ü (%35,5) non-anastomotik darlık tanısı ile çalışma grubunu oluştururken, anastomotik darlığı bulunan 80 hasta ayrı olarak değerlendirildi. Tüm NAD olguları işlem öncesi manyetik rezonans kolanjiyopankreatografi bulgularına göre Buis sınıflamasına ayrıldı. ERCP'nin teknik ve klinik başarısı, nüks oranı, komplikasyonlar ile perkütan veya cerrahi girişim gereksinimi değerlendirildi ve Buis sınıflamasındaki darlık lokalizasyonlarına göre karşılaştırıldı. ERCP başarı oranı, non-anastomotik darlığı olan hastalarda anastomotik darlığı olan hastalara göre anlamlı olarak daha düşüktü (%63,6'ya karşı %88,7; p<0,001). NAD grubunda teknik başarı oranları Buis tip 1 (%94,4), tip 2 (%74,0), tip 3 (%40,0) ve tip 4 (%33,3) arasında kademeli olarak azaldı (p<0,001). Özellikle C ve D zonlarını içeren intrahepatik darlıklarda kalıcı klinik başarı daha düşük, perkütan girişim gereksinimi ise anlamlı olarak daha yüksekti (%61,3'e karşı %18,2; p=0,002). Kompleks NAD paternlerinde tekrarlayan ERCP gereksinimi daha fazlaydı (medyan 5'e karşı 2 seans; p=0,004). Çok odaklı intrahepatik hastalığı bulunan olgularda post-ERCP kolanjit daha sık görülürken (%31,8), pankreatit (%6,8), kanama (%4,5) ve perforasyon (%0) oranları düşük olup lokalizasyonlar arasında benzerdi. Nüks gelişmeden sürdürülebilir klinik başarı ekstrahepatik sınırlı darlıklarda en yüksek (%81,8), diffüz intrahepatik hastalıkta ise en düşük (%22,2) olarak saptandı. Canlı vericili karaciğer nakli sonrası gelişen non-anastomotik biliyer darlıklarda darlığın anatomik yerleşimi, ERCP başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biridir. İşlem öncesi Buis sınıflamasına dayalı değerlendirme, tedavi başarısını öngörmede değerli prognostik bilgi sağlamaktadır ve bireyselleştirilmiş tedavi stratejisinin belirlenmesine katkıda bulunabilir. Özellikle intrahepatik yerleşimli darlıklarda perkütan girişimlerin erken dönemde değerlendirilmesi, klinik sonuçları iyileştirebilir, tekrarlayan ERCP gereksinimini azaltabilir ve tedavi sürecini optimize edebilir.