CAPGRAS SENDROMU: PSİKİYATRİ KLİNİĞİNDE 21 YILLIK RETROSPEKTİF BİR DEĞERLENDİRME

Uğur TEKEOĞLU, İbrahim ZEYREK, Muhammed Hakan AKSU, Behçet COŞAR

Hitit Medical Journal - 2026;8(3):463-475

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Rize, Türkiye

 

Amaç: Capgras sendromu (CS), bireyin tanıdık bir kişinin aynı görünüme sahip bir başkasıyla değiştirildiğine inanmesiyle karakterize edilen sanrısal bir yanlış tanıma sendromudur. Bu çalışmada, üçüncü basamak bir psikiyatri yatan hasta kliniğinde CS'nin görülme sıklığını belirlemek ve sendromla ilişkili sosyodemografik, klinik ve fenomenolojik özellikleri; özellikle hedef alınan kişi, sanrısal içerik ve saldırgan davranış ilişkisi açısından ikincil ve keşifsel analizlerle incelemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Ocak 2004 - Ocak 2025 tarihleri arasında hastanede yatarak tedavi edilen tüm erişkin hastaların dosyaları geriye dönük olarak incelenmiştir. CS tanısı önceden belirlenmiş fenomenolojik ölçütler doğrultusunda operasyonelleştirilmiş ve iki psikiyatrist tarafından bağımsız inceleme ile doğrulanmıştır. Klinik ve sosyodemografik değişkenler, hedef alınan kişiler, sanrısal temalar, varsanılar, saldırgan davranış ve nörogörüntüleme bulguları kaydedilmiştir. Klinik ve sosyodemografik özelliklere yönelik tanımlayıcı ve karşılaştırmalı analizlerin yanı sıra, hedef alınan kişi, sanrısal içerik ve saldırgan davranış arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla keşifsel analizler yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler uygun parametrik olmayan ve kesin testlerle analiz edilmiş; etki büyüklükleri (Phi, Cramer's V) hesaplanmış ve seçilmiş anlamlı olmayan bulgular için post-hoc güç analizleri yapılmıştır. Bulgular: Toplam 1328 hastanın 28'inde (%2.1) CS saptanmıştır. En sık eşlik eden tanı şizofrenidir (%75.0). En sık hedef alınan kişiler ebeveynler (%39.3) olup, en baskın sanrısal içerik perseküsyon sanrılarıdır (%85.7). Olguların %39.2'sinde saldırgan davranış öyküsü mevcuttur. Saldırgan davranış ile tanı, cinsiyet, ailede psikiyatrik hastalık öyküsü veya hedef kişi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır (tüm p>0.050). Bazı alt grup analizlerinde orta düzey etki büyüklükleri gözlenmiş olmakla birlikte, post-hoc güç analizleri istatistiksel gücün sınırlı olduğunu göstermiştir. Sonuç: CS, tanısal, kişilerarası ve fenomenolojik özelliklerle karakterize heterojen bir klinik tablodur. Hedef alınan kişi, sanrısal içerik ve saldırgan davranış arasında betimleyici örüntüler gözlenmiş olsa da istatistiksel olarak güçlü ilişkiler gösterilememiştir. Bu gözlemsel örüntülerin daha geniş örneklemlerde araştırılması yararlı olabilir. Bulgular, klinik değerlendirme ve risk analizinde fenomenolojik ve kişilerarası boyutların dikkate alınmasının önemini vurgulamaktadır.