CEP TELEFONUNDA UZAK KALMA KORKUSU "NOMOFOBİ" İLE İLGİLİ ÇALIŞMALARIN İNCELENMESİ: BİBLİYOMETRİK BİR ANALİZ

Emre Vadi BALCI, Bünyamin UZUN

Kıbrıs Türk Psikiyatri ve Psikoloji Dergisi - 2026;8(2):208-216

Usak University, Faculty of Communication, Department of New Media and Communication, Uşak, Türkiye

 

Bu çalışma, bireylerin teknolojik cihazlara ve özellikle mobil telefonlara yönelik bağımlılık ve fobilerinden biri olan nomofobi (cep telefonu kullanamama korkusu) kavramına ilişkin akademik araştırmaların yaygınlığını ve konu yönelimlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüzde hızla artan mobil cihaz kullanımı, bireylerin teknolojiyle olan etkileşim biçimlerini dönüştürmüş ve beraberinde yeni tür bağımlılıklar ile fobilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu doğrultuda, çalışmanın temel amacı "nomofobi" konusuna ilişkin yapılan araştırmaların yaygınlığını ve konu dağılımlarını bibliyometrik açıdan incelemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden bibliyometrik analiz kullanılmış ve veri kaynağı olarak Web of Science (WoS) veritabanı tercih edilmiştir. Analiz kapsamında "nomophobia" anahtar kelimesiyle dizinlenen tüm çalışmalar incelenmiş, toplam 472 akademik yayının bibliyometrik verileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, nomofobiye ilişkin çalışmaların özellikle son sekiz yılda (n=456) görünür bir artış gösterdiğini ortaya koymaktadır. Ülke bazında en fazla yayının Türkiye'den araştırmacılar tarafından üretildiği, en çok yayın yapan kurumun ise Nottingham Trent University olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelime analizleri, nomofobi çalışmalarında nadiren "aşırı akıllı telefon kullanımı" ve "davranışsal bağımlılık" kavramlarının ön plana çıktığını göstermektedir. Nomofobi araştırmalarının özellikle psikoloji, psikiyatri ve eğitim alanlarında yoğunlaştığı; ancak konu ile ilişkisi yüksek olan iletişim alanında oldukça az çalışmanın bulunduğu saptanmıştır. Buna ek olarak, kültürel boyutlarının yeterince incelenmediği belirtilmektedir. Bu durum, gelecekteki araştırmalar için disiplinlerarası yaklaşımların gerekliliğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, çalışma nomofobiye yönelik literatürün gelişim yönelimlerini ortaya koymakta, araştırmacılara bu alandaki eğilimleri izleme ve yeni araştırma konuları belirleme konusunda yol gösterici bir çerçeve sunmaktadır. Gelecek çalışmalarda, özellikle farklı kültürel bağlamlarda nomofobinin psikososyal etkilerinin ve dijital sağlık politikalarıyla ilişkilerinin daha derinlemesine incelenmesi önerilmektedir.